Gözlerimiz, etrafımızdaki dünyayı algılamamızı sağlayan harika organlardır. Ama gözlerimizin çalışabilmesi için ışık gereklidir. Tıpkı bir fotoğraf makinesinin fotoğraf çekmek için ışığa ihtiyaç duyması gibi.
Düşünün ki gece, her yer karanlık. Neden hiçbir şey göremiyoruz? Çünkü ışık yok! Işık bir kaynaktan çıkar (güneş, lamba, ateş böceği gibi) ve etrafımızdaki nesnelere çarpar. Sonra bu ışık, o nesnelerden gözlerimize yansır.
Gözlerimize gelen ışık, gözümüzün içindeki özel hücreler tarafından algılanır. Bu hücreler, ışığı elektrik sinyallerine dönüştürür. Bu sinyaller beynimize gider ve beynimiz bu sinyalleri yorumlayarak ne gördüğümüzü anlamamızı sağlar.
Işık sadece görmemizi sağlamaz, aynı zamanda renkleri de görmemizi sağlar. Güneş ışığı aslında birçok rengin karışımından oluşur. Bir nesneye ışık çarptığında, bazı renkler emilir ve bazıları yansır. Gözlerimize yansıyan renk, o nesnenin rengi olarak algılanır.
Çünkü karanlıkta ışık yoktur! Nesnelerden gözlerimize yansıyan bir ışık olmadığı için gözlerimiz hiçbir şey algılayamaz ve beynimize sinyal gönderemez.