Bilim felsefesi, bilimsel etkinliğin kendisini sorgulayan, onun yöntemlerini, dayanaklarını, sınırlarını ve amacını irdeleyen bir disiplindir. Bilim "ne"yi nasıl yapar sorusundan ziyade, bunu "nasıl" ve "niçin" yaptığını, bu süreçte ortaya çıkan bilginin ne anlama geldiğini araştırır. İşte bu sorgulamanın merkezinde yer alan temel sorular:
Bu, bilim felsefesinin en temel sorusudur. Bilimi, din, sanat veya gündelik bilgiden ayıran demarkasyon problemini ele alır. Bilimsel bir iddiayı "bilimsel" yapan nedir? Gözlemlenebilirlik mi, test edilebilirlik mi, yoksa yanlışlanabilirlik mi? Bu soru, bilimin özünü ve sınırlarını çizmeye çalışır.
Tek bir "bilimsel yöntem" var mıdır? Tüm bilimler (fizik, biyoloji, sosyoloji) aynı yöntemleri mi kullanır? Tümevarım (gözlemlerden genel yasalara ulaşma) mı, tümdengelim (genel teorilerden öngörülere ulaşma) mı, yoksa hipotetik-dedüktif yöntem mi esas alınmalıdır? Bu soru, bilimsel bilginin nasıl üretildiğine dair metodolojik bir tartışmadır.
Bilimsel gelişme, doğru üstüne doğrunun eklendiği düzgün ve sürekli bir birikim midir? Yoksa Thomas Kuhn'un öne sürdüğü gibi, "paradigma kaymaları" ile ani ve devrimci sıçramalarla mı gerçekleşir? Bu soru, bilim tarihine nasıl baktığımızı şekillendirir.
Bilim, gerçekliğin nesnel ve güvenilir bir tasvirini sunabilir mi? Yoksa sadece işe yarayan pratik araçlar mı üretir? Realistler, bilimsel teorilerin dünyanın gerçek yapısını betimlemeye çalıştığını savunurken, anti-realistler (araçsalcılar) bilimin sadece tahmin ve kontrol etmemizi sağlayan modeller sunduğunu iddia eder.
Gözlemlerimiz teoriden tamamen bağımsız, tarafsız ve nesnel midir? Yoksa "yüklü teori" görüşünün savunduğu gibi, neyi nasıl gözlemleyeceğimiz ve yorumlayacağımız önceden sahip olduğumuz teorik çerçevelerle mi belirlenir? Bu, bilimsel nesnelliğin doğasını sorgulatan bir meseledir.
Bilim bir olguyu nasıl "açıklar"? Örneğin, "Gök gürültüsünün nedeni nedir?" sorusuna verdiğimiz yanıt bir açıklamadır. Felsefeciler, bilimsel açıklamanın yapısını analiz eder. En yaygın model olan "Yasalı-Açıklama Modeli" (D-N modeli), bir olgunun, genel yasalar ve başlangıç koşulları altında tümdengelimsel olarak çıkarılmasıyla açıklandığını öne sürer.
Bilim, gerçekliği anlamak için mi yapılır? Yoksa temel amacı, doğa üzerinde tahmin ve kontrol gücümüzü artırmak, teknoloji üretmek ve pratik problemleri çözmek midir? Bu soru, bilim etiği ve bilim politikaları üzerine düşünmek için de kritik bir zemin hazırlar.
Bu temel sorular, bilim felsefesinin can damarını oluşturur. Her biri, bilim dediğimiz muazzam insan çabasının felsefi temellerini derinlemesine incelememizi sağlar. Bu sorgulamalar, bilimin ne olduğunu ve ne olması gerektiğini anlamamıza, onu daha eleştirel ve bilinçli bir şekilde değerlendirmemize olanak tanır.