Ramazan ayının manevi ikliminde, oruç tutan Müslümanlar için iftar vakti ayrı bir öneme sahiptir. Gün boyu süren açlık ve susuzluğun ardından, Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle başlanan orucun, yine O'nun adıyla ve verdiği nimetlerle sonlandırıldığı andır iftar. Bu kutsal ana eşlik eden en önemli manevi unsurlardan biri ise hiç şüphesiz iftar duasıdır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sünnetinde yer alan iftar duaları, Müslümanlar tarafından asırlardır okunagelmiştir. Bu duaların en meşhuru şu şekildedir:
"Allahümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü."
Anlamı: "Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım ve senin verdiğin rızıkla orucumu açtım."
Bu dua, orucun sadece bedensel bir eylem olmadığını; iman, teslimiyet ve şükürle tamamlanan bir ibadet olduğunu ifade eder.
İftar duasını analiz ettiğimizde, ondan çıkarabileceğimiz birçok derin anlam ve mesaj bulunur:
Yukarıda özetlenen içerik ve iftar duasının doğası göz önüne alındığında, bu metinden ulaşılamayacak olan bilgiler şunlar olabilir:
İftar duası, Müslümanın oruç ibadetini tamamlayan manevi bir mühürdür. Bu kısa ve öz metin, bize orucun felsefesini, kulun Allah karşısındaki duruşunu ve şükrün esasını öğretir. Ancak, bir fıkıh kitabı veya Arapça gramer rehberi olmadığı için yukarıda listelenen bazı teknik ve detay bilgilere bu metinden ulaşmak mümkün değildir.