Büyük Taarruz, Türk Kurtuluş Savaşı'nın kaderini belirleyen ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yolundaki en kritik askeri harekâtıdır. 26 Ağustos 1922'de başlayan bu büyük saldırı, sadece bir meydan muharebesi değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık iradesinin en somut ifadesidir.
I. Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nu fiilen parçalıyor ve Anadolu'yu işgal güçlerine açık hale getiriyordu. Yunan ordusu, 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkarak Anadolu'nun içlerine doğru ilerlemeye başlamıştı. Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışıyla başlayan milli mücadele, düzenli orduya geçişle birlikte organize bir direnişe dönüşmüştü.
Taarruz öncesi Türk ordusu, son derece titiz ve gizlilik içinde bir hazırlık süreci yürüttü. Mustafa Kemal, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa'nın liderliğinde geliştirilen plan, Yunan ordusuna ani ve kesin bir darbe vurmayı hedefliyordu.
Büyük Taarruz dört ana aşamada gerçekleşti:
Büyük Taarruz, Türk milletinin vatan topraklarını işgalden kurtarmak için verdiği mücadelenin nihai zaferiydi. Bu zafer olmasaydı, Anadolu'nun büyük bölümü Yunan işgali altında kalacak ve bağımsız bir Türk devleti kurma hayali suya düşecekti.
Zafer, Sevr Antlaşması'nı fiilen geçersiz kıldı. İşgal güçleri, Türk ordusunun askeri başarısı karşısında masa başında dayattıkları antlaşmanın uygulanamayacağını anladı.
Milli yemin olan Misak-ı Milli sınırlarına büyük ölçüde ulaşılmasını sağladı. Vatanın bölünmez bütünlüğü fiilen tesis edildi.
Askeri zafer, Lozan görüşmelerinde Türk heyetinin elini güçlendirdi. "Müttefikler, savaş meydanında kaybettiklerini masada kazanamadılar."
Zafer, Türk milletinin kendi gücüne olan inancını pekiştirdi. "Ya istiklal ya ölüm" parolasının gerçeğe dönüştüğünü gösterdi.
Büyük Taarruz, sadece bir askeri harekât değil, Türk milletinin varoluş mücadelesinin taçlandığı andır. Bu zaferle:
Mustafa Kemal Atatürk'ün deyişiyle: "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır." Büyük Taarruz, bu anlayışın en somut tezahürü olarak tarihteki yerini almıştır.
Bu nedenlerle Büyük Taarruz, haklı olarak "yurt kurtaran savaş" olarak anılmakta ve Türk tarihinin en şanlı sayfalarından biri olarak nesilden nesile aktarılmaktadır.