General Sternwood, Marlowe'u evine çağırır. Yaşlı general, kumar borçları nedeniyle şantaja maruz kalan küçük kızı Carmen'in durumunu araştırmasını ister. Ancak, bu basit gibi görünen vaka, kısa sürede karmaşık bir entrika yumağına dönüşür. Cinayetler, yalanlar ve karanlık sırlarla dolu bu dünyada, Marlowe gerçeği ortaya çıkarmak için mücadele eder.
Büyük Uyku, sadece bir suç romanı değil, aynı zamanda Los Angeles'ın yozlaşmış ve ahlaki çöküntü içindeki atmosferini de yansıtır. Chandler, zenginlerin sefahatini, polisin yolsuzluğunu ve suç dünyasının acımasızlığını ustalıkla betimler. Marlowe, bu karanlık ortamda bir umut ışığı olarak parlar.
Büyük Uyku, defalarca sinemaya uyarlanmıştır. 1946 yapımı Humphrey Bogart ve Lauren Bacall'ın başrollerini paylaştığı film, en bilinen uyarlamalardan biridir. Roman, kara film (film noir) türünün önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir ve sonraki birçok dedektiflik hikayesini etkilemiştir.
Büyük Uyku, sürükleyici hikayesi, unutulmaz karakterleri ve atmosferik anlatımıyla okuyucuları kendine çeken bir başyapıttır. Philip Marlowe, sadece bir dedektif değil, aynı zamanda bir anti-kahramandır. Onun karanlık dünyadaki mücadelesi, okuyuculara insan doğasının karmaşıklığı üzerine düşündürür.