Aldous Huxley'nin kült eseri "Cesur Yeni Dünya", okuyucuyu 26. yüzyıla götürerek, genetik mühendislik ve psikolojik şartlandırma ile oluşturulmuş, görünüşte kusursuz bir toplumu gözler önüne serer. Ancak bu 'kusursuzluk', bireyselliğin ve özgür iradenin yok edilmesi pahasına elde edilmiştir. Roman, toplumsal sınıfları ve kast sistemini benzersiz bir şekilde ele alarak, okuyucuyu derin düşüncelere sevk eder.
"Cesur Yeni Dünya"da, toplum beş ana sınıfa ayrılmıştır: Alfalar, Betalar, Gamalar, Deltalar ve Epsilonlar. Bu sınıflar, genetik mühendislik ve şartlandırma yoluyla, doğuştan belirlenir ve her sınıfın üyeleri, toplumdaki rollerine uygun olarak yetiştirilir.
Toplumsal sınıfların devamlılığı, sadece genetik mühendislikle değil, aynı zamanda hipnopedya (uyku eğitimi) ve Pavlovian şartlandırma gibi yöntemlerle de sağlanır. Bireyler, doğdukları sınıfa uygun değerleri ve inançları benimsemeleri için sürekli olarak şartlandırılırlar. Bu sayede, toplumda herhangi bir hoşnutsuzluk veya isyanın önüne geçilmesi hedeflenir.
Toplumun istikrarını sağlamada bir diğer önemli unsur ise Soma adı verilen, mutluluk verici bir uyuşturucudur. Soma, bireylerin herhangi bir olumsuz duygu hissetmesini engeller ve onları sürekli bir memnuniyet halinde tutar. Bu sayede, toplumsal düzenin sorgulanması veya eleştirilmesi olasılığı ortadan kalkar.
"Cesur Yeni Dünya", toplumsal sınıfların ve kast sisteminin eleştirisini sunar. Roman, bireyselliğin, özgür iradenin ve anlamlı ilişkilerin olmadığı bir toplumun ne kadar distopik olabileceğini gösterir. Huxley, okuyucuyu, görünüşte kusursuz olan bir toplumun, aslında ne kadar insanlık dışı olabileceği konusunda düşünmeye davet eder.