Dedüksiyon, genel önermelerden yola çıkarak özel sonuçlara ulaşma sürecidir. Yani, bilinen genel kuralları ve prensipleri kullanarak belirli bir durum veya olay hakkında kesin çıkarımlar yapmaktır. Bu çıkarımlar, öncüller doğruysa kesinlikle doğrudur. Bu özelliği, dedüksiyonu diğer akıl yürütme yöntemlerinden ayırır.
Bir dedüktif argümanın geçerli olması, öncüllerin doğru olması durumunda sonucun da zorunlu olarak doğru olması anlamına gelir. Geçerli bir argüman, mantıksal olarak sağlam bir yapıya sahiptir.
Bir argümanın doğruluğu, öncüllerinin ve sonucunun gerçek dünyadaki durumlarla örtüşmesiyle ilgilidir. Bir argüman geçerli olabilir ancak öncülleri yanlışsa sonucu da yanlış olabilir.
Dedüktif akıl yürütme, öncüller doğruysa sonucun kesin olarak doğru olmasını sağlar. Bu, dedüksiyonu olasılıklara dayalı olan diğer akıl yürütme yöntemlerinden ayırır.
Öncül 1: Bütün insanlar ölümlüdür.
Öncül 2: Sokrates bir insandır.
Sonuç: O halde Sokrates ölümlüdür.
Öncül 1: Bütün metaller ısıtıldığında genleşir.
Öncül 2: Demir bir metaldir.
Sonuç: O halde demir ısıtıldığında genleşir.
Öncül 1: Hırsızlık yapmak suçtur.
Öncül 2: Ali hırsızlık yapmıştır.
Sonuç: O halde Ali suç işlemiştir.
Dedüksiyon, genelden özele doğru bir akıl yürütme yöntemidir ve öncüller doğruysa sonuç kesin olarak doğrudur. İndüksiyon ise özelden genele doğru bir akıl yürütme yöntemidir ve sonuç olasılıklara dayanır. İndüktif akıl yürütme, gözlemlere ve deneylere dayanarak genel sonuçlar çıkarma sürecidir.
Dedüksiyon, mantıksal ve kesin çıkarımlar yapma yeteneği sayesinde birçok alanda önemli bir araçtır. Bilimden hukuka, matematikten günlük hayata kadar geniş bir yelpazede kullanılır. Dedüktif akıl yürütme becerilerini geliştirmek, problem çözme yeteneğini artırır ve daha doğru kararlar vermeye yardımcı olur.