Fyodor Dostoyevski'nin ilk romanı olan İnsancıklar (1846), Rus edebiyatının kilometre taşlarından biridir. Henüz 25 yaşındayken kaleme aldığı bu eser, yazarın psikolojik derinlik ve toplumsal eleştiri dolu edebi kariyerinin de habercisi olmuştur.
Yaşlı, fakir bir memur olan Makar, hayatını küçük bir dairede yalnız geçirmektedir. İçinde bulunduğu yoksulluk ve toplumsal konumu onu derinden etkiler, ancak asıl mücadelesi onurunu korumaya çalışmaktır.
Makar'ın uzaktan akrabası olan genç ve yoksul bir kadındır. İkisi arasında mektupla gelişen duygusal bağ, romanın temelini oluşturur.
Roman, Makar ve Varvara arasındaki mektuplaşmalar üzerine kuruludur. Bu mektuplar aracılığıyla:
İnsancıklar, sıradan insanların hayatlarını edebiyatın merkezine alan ilk romanlardandır. Eleştirmen Vissarion Belinski tarafından "Rusya'nın yeni Gogol'ü" olarak selamlanan Dostoyevski, bu eserle overnight bir üne kavuşmuştur.
Roman, okuyucuyu "küçük insanların" dünyasında derin bir yolculuğa çıkarır. Dostoyevski'nin daha sonra yazacağı Suç ve Ceza, Budala ve Karamaozov Kardeşler gibi başyapıtların tohumlarını taşıyan bu ilk eser, edebiyatseverler için vazgeçilmez bir klasiktir.
Özetle: İnsancıklar, insan ruhunun derinliklerine inen, toplumsal eleştiriyi insani duygularla harmanlayan ve edebiyat tarihine damga vuran bir başyapıttır.