Merkür'ün yüzeyindeki aşırı sıcaklık değişimleri, gezegenin ince atmosferi ve yavaş dönüşünden kaynaklanır. Güneş ışınları doğrudan yüzeye çarptığında sıcaklık hızla yükselir. Atmosfer olmadığı için ısıyı tutamaz ve gece olduğunda sıcaklık hızla düşer.
Merkür'ün yörüngesi, diğer gezegenlere göre daha eliptiktir. Bu durum, gezegenin Güneş'e olan mesafesinin büyük ölçüde değişmesine neden olur. Merkür, Güneş'e en yakın olduğu noktada (günberi) daha hızlı hareket ederken, en uzak olduğu noktada (afel) daha yavaş hareket eder.
Güneş'e en yakın gezegen olması sebebiyle, genel görelilik etkileri en belirgin gözlemlenen gezegendir. Merkür'ün günberisinin presesyonu (yörüngesinin yavaşça dönmesi), Newton fiziği ile tam olarak açıklanamazken, Einstein'ın genel görelilik teorisi ile tutarlıdır.
Caloris Havzası, Merkür'ün yüzeyindeki en büyük kraterlerden biridir. Çapı yaklaşık 1550 km'dir. Bu devasa kraterin oluşumu, büyük bir asteroidin gezegene çarpması sonucu meydana gelmiştir. Çarpma, gezegenin diğer tarafında da sismik aktiviteye neden olmuştur.
Bilim insanları, Merkür'ün büyük bir demir çekirdeğe sahip olduğuna inanıyorlar. Bu çekirdek, gezegenin toplam hacminin yaklaşık %85'ini oluşturur. Çekirdeğin etrafında, silikatlardan oluşan ince bir manto ve yüzeyde ince bir kabuk bulunur.
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Japonya Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) tarafından ortaklaşa yürütülen BepiColombo görevi, Merkür'e gönderilen en kapsamlı görevlerden biridir. İki uzay aracından oluşan bu görev, gezegenin manyetik alanını, iç yapısını ve yüzeyini detaylı olarak incelemeyi amaçlamaktadır.