Nazım Hikmet Ran, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın tanıdığı ve sevdiği büyük bir şair, oyun yazarı, romancı ve senaristtir. Yaşamı boyunca sürgünler, hapisler ve aşklarla dolu inişli çıkışlı bir hayat sürmüştür. Eserleri birçok dile çevrilmiş, şiirleri bestelenmiş ve tiyatro oyunları sahnelenmiştir. Nazım Hikmet, Türk edebiyatına getirdiği yenilikler ve toplumsal gerçekçiliği ön plana çıkaran şiirleriyle iz bırakmıştır.
Nazım Hikmet, 15 Ocak 1902'de Selanik'te doğdu. Babası Hikmet Bey, annesi Ayşe Celile Hanım'dır. Ailesinin sanatla iç içe olması, onun edebi kişiliğinin erken yaşlarda şekillenmesinde etkili oldu. İlk şiirlerini henüz çocuk yaşlarda yazmaya başladı. Bahriye Mektebi'nde okurken edebiyatla daha yakından ilgilenmeye başladı ve ilk şiirleri dergilerde yayımlandı.
Nazım Hikmet, Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli dergilerde çalıştı ve şiirlerini yayımlamaya devam etti. Toplumsal sorunlara duyarlılığı ve siyasi görüşleri nedeniyle sık sık baskı gördü ve hapse girdi. Ancak bu zorlu süreç, onun üretkenliğini engellemedi. Aksine, hapishane yılları onun en önemli eserlerini verdiği dönemlerden biri oldu.
Nazım Hikmet, hayatının büyük bir bölümünü sürgünlerde geçirdi. 1951 yılında Türkiye vatandaşlığından çıkarıldı. Sovyetler Birliği'ne yerleşti ve hayatının geri kalanını orada geçirdi. 3 Haziran 1963'te Moskova'da kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine Novodeviçi Mezarlığı'na defnedildi.
Nazım Hikmet, Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biri olarak kabul edilir. Şiirleri, birçok dile çevrilmiş ve dünya çapında büyük bir ilgiyle okunmaktadır. Toplumsal sorunlara duyarlılığı, insan sevgisi ve mücadeleci ruhu, onu her zaman güncel kılmaktadır. 2009 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı iade edilmiştir.