Sabahattin Ali'nin 1940 yılında yayımlanan İçimizdeki Şeytan romanı, Türkiye'nin modernleşme sürecinde bireyin iç dünyasında yaşadığı çatışmaları, aşkı, idealleri ve toplumsal sorunları ele alır. Roman, idealist bir genç olan Ömer'in hayatı üzerinden, dönemin aydınlarının düşünce yapısını ve çelişkilerini gözler önüne serer.
Roman, Ömer'in Ankara'dan İstanbul'a gelişiyle başlar. İstanbul'da eski arkadaşı Nihat ile karşılaşır ve onun çevresiyle tanışır. Bu çevre, dönemin siyasi ve ideolojik tartışmalarının yoğun olarak yaşandığı bir ortamdır. Ömer, bu tartışmalara dahil olmakla birlikte, iç dünyasındaki kararsızlık ve eylemsizlik nedeniyle kendini tam olarak ait hissedemez.
Ömer'in hayatı, Macide ile tanışmasıyla değişir. Macide, Ömer'in ilgisini çeken farklı bir karaktere sahiptir. İkili arasında başlayan ilişki, zamanla derin bir aşka dönüşür. Ancak bu aşk, Ömer'in içindeki "şeytan" ile mücadelesini daha da karmaşık hale getirir. Ömer, Macide'ye karşı hissettiği duyguları anlamlandırmakta ve ifade etmekte zorlanır.
Romanın ilerleyen bölümlerinde, Ömer ve Macide'nin ilişkisi çeşitli sınavlardan geçer. Ömer'in kıskançlıkları, güvensizlikleri ve kararsızlıkları, ilişkilerini yıpratır. Aynı zamanda, dönemin toplumsal ve siyasi olayları da ilişkilerini etkiler. Nihat'ın karıştığı bir olay, Ömer ve Macide'nin hayatında трагические sonuçlar doğurur.
İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali'nin önemli eserlerinden biridir. Roman, bireyin iç dünyasına yaptığı derinlemesine yolculukla, okuyucuyu düşünmeye ve sorgulamaya teşvik eder. Aynı zamanda, dönemin Türkiye'sine ışık tutarak, toplumsal ve siyasi olayların birey üzerindeki etkilerini gözler önüne serer.