Yasama dokunulmazlığı, milletvekillerinin görevlerini serbestçe yerine getirebilmeleri için anayasal güvence altına alınmış bir haktır. Bu hak, milletvekillerinin düşüncelerini özgürce ifade etmelerini ve seçmenlerinin çıkarlarını savunmalarını sağlamayı amaçlar. Ancak, bu dokunulmazlık sınırsız değildir ve belirli türleri bulunmaktadır.
Yasama dokunulmazlığı temelde ikiye ayrılır: Mutlak Dokunulmazlık ve Nispi Dokunulmazlık. Bu iki tür arasındaki temel farklar, dokunulmazlığın kapsamı ve hangi durumlarda geçerli olduğu ile ilgilidir.
Mutlak Dokunulmazlık, milletvekillerinin meclisteki oy ve sözlerinden, yani parlamenter faaliyetlerinden dolayı hiçbir şekilde sorumlu tutulmamalarını ifade eder. Bu dokunulmazlık türü, milletvekilinin görevi süresince ve sonrasında da devam eder. Amaç, milletvekillerinin siyasi baskı altında kalmadan, vicdani kanaatlerine göre hareket edebilmelerini sağlamaktır.
Nispi Dokunulmazlık ise, milletvekillerinin seçimden önce veya sonra işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı yargılanmalarının, meclisin iznine bağlı olmasına denir. Bu dokunulmazlık türü, milletvekilinin görevi süresince geçerlidir ve meclis kararıyla kaldırılabilir. Amaç, siyasi rakiplerin yargı yoluyla milletvekillerini baskı altına almasını engellemektir.
Yasama dokunulmazlığı, demokrasinin sağlıklı işleyişi için önemli bir güvencedir. Ancak, bu hakkın kötüye kullanılmaması ve adaletin sağlanması için, mutlak ve nispi dokunulmazlık arasındaki farkların iyi anlaşılması gerekmektedir. Her iki dokunulmazlık türü de, milletvekillerinin görevlerini özgürce yapabilmeleri için tasarlanmış olsa da, kapsamları ve sonuçları farklıdır.