Türk milletinin büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir, sadece bir anıt mezar değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini ve bağımsızlık ruhunu temsil eden bir semboldür. Ankara'nın Rasattepe semtinde yükselen bu görkemli yapı, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayarak, Atatürk sevgisinin ve milli birliğin odak noktası olmaya devam etmektedir.
Anıtkabir'in tasarımı, 1941 yılında açılan uluslararası bir yarışma sonucunda belirlenmiştir. Yarışmayı, Türk mimarlar Prof. Dr. Emin Onat ve Doç. Dr. Orhan Arda'nın projesi kazanmıştır. İki mimar, projelerini "Türk milletinin, Atatürk'e karşı duyduğu büyük saygı ve minnettarlığın" ifadesi olarak tasarladıklarını belirtmişlerdir.
Tasarım, Selçuklu ve Osmanlı mimari unsurlarını modern bir yorumla birleştiren İkinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın en önemli örneklerinden biridir. Yapının en dikkat çeken özellikleri şunlardır:
Anıtkabir'in inşaatı, toplamda 9 yıl sürmüş ve dört aşamada tamamlanmıştır. Bu süreçte Türk mühendisleri, mimarları ve binlerce işçisi büyük bir özveriyle çalışmıştır.
Anıtkabir, 10 Kasım 1953'te, Atatürk'ün naaşının 15 yıl boyunca kaldığı Etnografya Müzesi'nden alınarak buraya getirilmesiyle resmen açılmıştır. İnşaatında betonarme yerine demir konstrüksiyon kullanılması ve depreme karşı son derece dayanıklı olması, onun teknik açıdan da ne kadar özenle inşa edildiğinin bir göstergesidir.
Anıtkabir, mimarisi, derin sembolizmi ve inşasında gösterilen olağanüstü çaba ile sadece bir anıt mezar değil, bir açık hava müzesi ve milli bir bilinç abidesidir. Her köşesinde, kuruluşun zorluklarını ve büyük bir liderin mirasını hissedebileceğiniz bu anıt, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerini gelecek nesillere aktarmaya devam edecektir.