Duyum eşikleri, bir uyaranın fark edilebilmesi için gerekli olan minimum şiddet düzeyini ifade eder. Yani, bir şeyi hissetmeye başlamamız için uyaranın belli bir güce ulaşması gerekir.
Weber Kanunu'nu anlamak için basit bir örnek verelim:
İşte Weber Kanunu tam olarak bunu ifade eder: Başlangıçtaki uyaran ne kadar büyükse, farkı fark edebilmek için o kadar büyük bir değişime ihtiyaç vardır.
Şimdi de duyum eşikleri ile ilgili bazı soruları çözelim:
Ayşe, çok sessiz bir odada bir saatin tik tak sesini duyabilmek için sesin minimum 10 desibel olması gerektiğini fark ediyor. Bu durum, hangi duyum eşiği kavramı ile ilgilidir?
Doğru cevap B) Mutlak Eşik. Çünkü soruda, bir uyaranın (saatin tik tak sesi) fark edilebilmesi için gerekli olan minimum şiddet soruluyor. Bu da mutlak eşiğin tanımıdır.
Bir ressam, elindeki mavi boyanın tonunu değiştirmek istiyor. Başlangıçta çok açık bir mavi tonu kullanırken, rengi biraz daha koyulaştırmak için ne kadar pigment eklemesi gerektiğini merak ediyor. Ressamın hangi kavramı dikkate alması gerekir?
Doğru cevap B) Fark Eşiği. Çünkü ressam, iki farklı uyaran (açık mavi ve daha koyu mavi) arasındaki farkı fark edebilmek için ne kadar değişiklik yapması gerektiğini bulmaya çalışıyor. Bu da fark eşiğinin tanımıdır.
Ahmet, elindeki 200 gramlık bir pakete 10 gram daha eklediğinde ağırlıktaki artışı fark ediyor. Weber Kanunu'na göre, eğer Ahmet'in elinde 400 gramlık bir paket olsaydı, ağırlıktaki artışı fark edebilmesi için kaç gram eklemesi gerekirdi?
Doğru cevap D) 20. Weber Kanunu'na göre fark eşiği, orijinal uyaranın büyüklüğü ile doğru orantılıdır. 200 gram için 10 gram fark ediliyorsa, 400 gram için (iki katı) 20 gram fark edilmesi gerekir.
Duyum eşikleri, çevremizdeki dünyayı algılama şeklimizi doğrudan etkiler. Mutlak eşik, bir şeyi fark etmemizi sağlarken, fark eşiği iki şey arasındaki farkı anlamamıza yardımcı olur. Weber Kanunu ise bu farkın, uyaranın büyüklüğüne göre nasıl değiştiğini açıklar.