Mehmet Rauf'un Eylül romanı, Türk edebiyatının ilk psikolojik romanlarından biri olarak kabul edilir. Aşk, evlilik, yasak ilişkiler ve iç çatışmalar üzerine yoğunlaşan bu eser, karakterlerin ruhsal derinliklerine inerek okuyucuya unutulmaz bir deneyim sunar.
Eylül, evli bir kadın olan Suat ile kocasının arkadaşı Necip arasındaki imkansız aşkı konu alır. Roman, bu iki karakterin iç dünyalarındaki gelgitleri, vicdani hesaplaşmalarını ve toplumun baskısı altında yaşadıkları çaresizliği ustalıkla işler.
Suat ve Süreyya, mutlu bir evliliğe sahip gibi görünseler de, Suat içten içe bir boşluk hissetmektedir. Necip'in hayatlarına girmesiyle bu boşluk daha da belirginleşir. Suat ve Necip, birbirlerine karşı karşı konulmaz bir çekim hissederler. Ancak, Suat'ın evli olması ve toplumun ahlaki değerleri, bu aşkın yaşanmasını imkansız kılar.
Roman boyunca, Suat ve Necip arasındaki gerilim giderek artar. İkili, duygularını bastırmaya çalışırken, bir yandan da birbirlerinden uzak duramazlar. Bu yasak aşk, her iki karakterin de ruhsal olarak yıpranmasına neden olur.
Eylül, aşkın imkansızlığı, toplumsal baskılar ve bireysel özgürlük arasındaki çatışmayı derinlemesine ele alan bir romandır. Karakterlerin iç dünyalarındaki fırtınalar, okuyucuyu derinden etkiler ve uzun süre akılda kalır.
Romanın sonunda, Suat ve Necip arasındaki yasak aşkın trajik sonuçları ortaya çıkar. Bir yangın felaketi, romanın kahramanlarının hayatlarını derinden etkiler ve onların kaderlerini belirler.
Mehmet Rauf, Eylül romanında oldukça başarılı bir psikolojik tahlil yapmıştır. Karakterlerin iç dünyalarını, duygu ve düşüncelerini ustalıkla yansıtır. Romanın dili sade ve akıcıdır. Yazar, betimlemeleriyle okuyucunun olayları ve mekanları zihninde canlandırmasını sağlar.