Geleneksel Türk tiyatrosu, yüzyıllar boyunca Anadolu topraklarında şekillenmiş, sözlü kültür geleneğine dayanan ve belirli kuralları olan özgün bir sahne sanatıdir. Modern tiyatrodan farklı olarak yazılı metinlere dayanmayan bu sanat formu, doğaçlama (tuluat) performanslarıyla öne çıkar.
İpli kukla (ipli kukla) ve el kuklası (el kuklası) olmak üzere iki ana türü bulunur. "İbiş" karakteri en bilinen kukla tiplerindendir.
Gölge oyunu olan Karagöz, deriden yapılmış tasvirlerin arkadan ışıklandırılmış beyaz bir perdeye yansıtılmasıyla oynanır. Başlıca karakterleri:
Açık alanlarda, seyircilerin çevrelediği "meydan" adı verilen alanlarda oynanır. Başlıca karakterleri:
Tek kişilik bir performans sanatıdır. Meddah, taklitler yaparak, farklı sesler ve mimikler kullanarak hikayeler anlatır.
Geleneksel Türk tiyatrosunun kökleri Orta Asya şaman törenlerine kadar uzanır. İslamiyet'in kabulünden sonra bu gelenek Anadolu'da yeni formlar kazanmış, özellikle Osmanlı döneminde altın çağını yaşamıştır.
Geleneksel Türk tiyatrosu, sadece bir eğlence formu değil, aynı zamanda toplumsal eleştiri, ahlaki öğretiler ve kültürel değerlerin aktarım aracıdır. Günümüzde bu sanat formları, UNESCO'nun somut olmayan kültürel miras listesinde yer almakta ve çeşitli kültür kurumları tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Bu köklü gelenek, modern Türk tiyatrosunun temelini oluşturmuş ve günümüz sanatçılarına ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.