İstiklal kelimesi, Arapça kökenli bir sözcüktür. Arapça'da "bağımsızlık", "özgürlük" ve "bir işi tek başına yapabilme" anlamlarına gelen "istiklâl" (اِسْتِقْلَال) kelimesinden türemiştir. Türkçeye de Arapçadan geçmiştir ve benzer anlamlarda kullanılmaktadır.
İstiklal kavramı, tarih boyunca farklı medeniyetlerde ve dönemlerde farklı anlamlar kazanmıştır. Ancak temelinde her zaman "bağımsızlık" ve "özgürlük" düşüncesi yer almıştır.
Antik Yunan'da "otonomi" (αυτονομία) kavramı, şehir devletlerinin kendi yasalarını yapma ve kendi kendilerini yönetme hakkını ifade ediyordu. Roma İmparatorluğu'nda ise "libertas" (özgürlük) kavramı, vatandaşların kanunlar önünde eşitliğini ve keyfi yönetime karşı korunmasını ifade ediyordu. Orta Çağ'da ise feodal sistemin etkisiyle bağımsızlık kavramı, toprak sahiplerinin ve kralların kendi otoritelerini koruma mücadelesiyle şekillenmiştir.
Rönesans ve Aydınlanma Çağı ile birlikte istiklal kavramı, bireysel özgürlükler ve ulusal bağımsızlık gibi daha geniş bir anlam kazanmıştır. John Locke, Jean-Jacques Rousseau gibi düşünürler, bireyin doğal hakları ve devletin meşruiyeti konularında önemli fikirler ortaya atmışlardır. Bu dönemde Amerikan ve Fransız devrimleri gibi olaylar, bağımsızlık mücadelesinin sembolü haline gelmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda istiklal kavramı, özellikle 19. yüzyılda milliyetçilik akımlarının etkisiyle önem kazanmıştır. İmparatorluğun dağılma sürecinde farklı milletler kendi bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ise Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin bir sonucudur. İstiklal Marşı, bu mücadelenin ve bağımsızlık idealinin en önemli sembollerinden biridir.
İstiklal Marşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli marşıdır ve Türk milletinin bağımsızlık aşkını, vatan sevgisini ve kahramanlığını en güzel şekilde ifade etmektedir. Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan ve Osman Zeki Üngör tarafından bestelenen İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir.