20. yüzyılın başları, sanat ve tasarım dünyasında köklü değişimlere sahne oldu. Bu dönemde ortaya çıkan Konstrüktivizm ve Bauhaus akımları, benzer ideallerle yola çıksalar da, farklı coğrafyalarda ve farklı sosyo-politik koşullarda şekillenerek özgün ifade biçimleri geliştirdiler. Her iki akım da, sanatı ve tasarımı günlük yaşamla bütünleştirmeyi, işlevselliği ön planda tutmayı ve endüstriyel üretimin imkanlarından faydalanmayı amaçlıyordu.
Konstrüktivizm, 1917 Rus Devrimi'nin ardından Rusya'da doğdu. Sanatın sadece estetik bir obje olmaktan çıkıp, toplumsal değişime hizmet etmesi gerektiği düşüncesiyle hareket eden sanatçılar, geleneksel sanat anlayışını reddettiler. Onlar için sanat, bir üretim aracıydı ve sanatçılar, mühendisler gibi çalışarak topluma faydalı nesneler üretmeliydiler.
Bauhaus, 1919'da Almanya'da Walter Gropius tarafından kurulan bir sanat ve tasarım okuluydu. Amacı, farklı sanat dallarını (mimari, resim, heykel, tasarım vb.) bir araya getirerek, modern bir yaşam için işlevsel ve estetik ürünler tasarlamaktı. Bauhaus, Konstrüktivizm ile benzer ideallere sahip olsa da, daha çok zanaatkarlığa ve uygulamalı sanata odaklanmıştı.
Konstrüktivizm ve Bauhaus, her ikisi de modern sanat ve tasarımın gelişiminde önemli rol oynamış akımlardır. Ortak ideallere sahip olmalarına rağmen, farklı coğrafyalarda ve farklı sosyo-politik koşullarda şekillenmeleri, özgün ifade biçimleri geliştirmelerine yol açmıştır. Konstrüktivizm, daha çok toplumsal değişime odaklanırken, Bauhaus daha çok işlevsel ve estetik ürünler tasarlamaya odaklanmıştır. Ancak her iki akım da, sanatı ve tasarımı günlük yaşamla bütünleştirme, işlevselliği ön planda tutma ve endüstriyel üretimin imkanlarından faydalanma konularında benzer yaklaşımlar sergilemişlerdir.