Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunu getiren ve Türk Kurtuluş Savaşı'nın zeminini hazırlayan en tartışmalı hükümlerden biridir. Bu madde, İtilaf Devletleri'ne stratejik noktaları işgal etme yetkisi vererek, ülkenin fiilen parçalanmasının önünü açmıştır.
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisini resmileştirdi. Limni adasının Mondros limanında demirli Agamemnon zırhlısında imzalanan antlaşma, Osmanlı heyetine ağır koşullar dayatıyordu.
Mondros Ateşkes Antlaşması 7. Maddesi şöyleydi:
"İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkını haiz olacaklardır."
Bu madde, İtilaf Devletleri'ne son derece geniş ve keyfi bir yorumlamaya açık bir yetki vermekteydi. "Güvenliklerini tehdit edecek bir durum" ifadesi belirsizdi ve İtilaf Devletleri'nin tek taraflı kararıyla herhangi bir yeri işgal edebilmelerine olanak tanıyordu.
7. madde, İtilaf Devletleri'nin işgallerine hukuki bir kılıf sağlıyordu. Ancak "tehlike" kavramının ne olduğu, nasıl tespit edileceği ve kimin karar vereceği belirsiz bırakılmıştı. Bu belirsizlik, İtilaf Devletleri'nin işgallerini meşrulaştırmak için kullandıkları esnek bir araç haline geldi.
7. madde, Türk halkında büyük bir tepkiye yol açtı ve milli bilincin uyanmasında önemli bir rol oynadı. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta bu maddeyi "Osmanlı ülkesinin taksimi için düşünülmüş bir hüküm" olarak nitelendirmiştir.
İşgaller karşısında başlayan yerel direniş hareketleri, zamanla organize olarak Kurtuluş Savaşı'na dönüşmüş ve 7. maddenin dayandığı mantığa karşı en güçlü cevabı vermiştir.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi, savaş hukukunun kötüye kullanılmasının çarpıcı bir örneğidir. Görünürdeki "güvenlik gerekçesi", gerçekte Osmanlı topraklarının paylaşımını kolaylaştırmak için kullanılmıştır. Bu madde, Türk tarihinde "gizli işgal" olarak adlandırılan sürecin başlangıcı olmuş ve milli mücadelenin meşru zeminini oluşturmuştur.
Tarihçiler, 7. maddenin Sevr Antlaşması'nın habercisi olduğu ve Türk milletinin varlığını tehdit ettiği konusunda hemfikirdir. Bu nedenle Mondros, sadece bir ateşkes antlaşması değil, aynı zamanda emperyalist paylaşım projesinin hukuki aracı olarak değerlendirilmektedir.