Telefonun ve internetin olmadığı bir dünyada, uzak mesafeler arasında anlık iletişim kurmak neredeyse imkansızdı. Ta ki bir nokta ve çizginin dünyayı değiştirebileceği keşfedilene kadar. Mors alfabesi, modern iletişimin temel taşlarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Peki bu dahiyane sistemi kim, nasıl buldu?
Mors alfabesi, adını Amerikalı ressam ve mucit Samuel Finley Breese Morse'dan (1791-1872) alır. Ancak hikaye biraz daha karmaşıktır. Morse, aslında bir ressamdı ve 1830'larda elektromanyetik telgraf üzerinde çalışmaya başladı. Ona bu yolculuğunda en büyük yardımı, mühendis ve mucit Alfred Lewis Vail (1807-1859) yaptı.
Vail, Morse'un asistanı olarak, telgrafın mekanik tasarımını geliştirmenin yanı sıra, iletişim için kullanılacak kodu pratik hale getirdi. Yaygın inanışın aksine, bugün kullandığımız nokta (kısa sinyal) ve çizgi (uzun sinyal) sisteminin yaratılmasında ve harflerin bu sisteme göre düzenlenmesinde Vail'in payı büyüktür.
24 Mayıs 1844 tarihi, iletişim tarihinde bir dönüm noktasıdır. Samuel Morse, Washington D.C.'den Baltimore'a uzanan telgraf hattıyla ilk mesajını gönderdi: "What hath God wrought?" (Tanrı ne muhteşem işler başardı?). Bu mesaj, Mors kodu kullanılarak iletilen ilk resmi mesaj olarak kayıtlara geçti.
Sistem, her harf, rakam ve noktalama işaretinin, benzersiz bir nokta (•) ve çizgi (–) dizilimiyle temsil edilmesine dayanır. Örneğin:
Bu kodlar, telgraf üzerinden elektrik sinyalleri (kısa/uzun) olarak, ışıkla (yanıp sönen) veya sesle (kısa/uzun bip) iletilebilir.
Mors kodu, denizcilik (SOS sinyali), havacılık ve askeri iletişimde onlarca yıl boyunca vazgeçilmez oldu. Radyo iletişiminin gelişmesiyle birlikte, amatör radyocular (HAM radyo) arasında popüler bir iletişim aracı haline geldi.
Günümüzde dijital iletişim araçları onun yerini almış olsa da, Mors kodu hâlâ:
Mors alfabesi, Samuel Morse'un vizyonu ve Alfred Vail'in pratik dehasının bir birleşimidir. Sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda dijital çağın habercisi olmuştur. Nokta ve çizgilerden oluşan bu basit kod, bilginin ışık hızında dünyayı dolaşmasının ilk adımını attı. Bugün kullandığımız tüm dijital iletişim sistemlerinin (binary kod: 0 ve 1) felsefi bir öncülü olarak, teknoloji tarihindeki altın harflerle yazılı bir başarı hikayesidir.