Rudyard Kipling'in ölümsüz eseri Orman Çocuğu, Hindistan ormanlarında kurtlar tarafından büyütülen bir çocuğun, Mowgli'nin maceralarını anlatır. Ailesini kaybettikten sonra ormanda yapayalnız kalan Mowgli, Raksha adındaki dişi kurt tarafından bulunur ve kurt sürüsüne kabul edilir. Sürüde büyüyen Mowgli, ormanın kanunlarını öğrenir, hayvanlarla iletişim kurmayı başarır ve birçok tehlikeyle yüzleşir.
Mowgli'nin en büyük düşmanı, insanlardan nefret eden ve onu öldürmek isteyen Bengal kaplanı Shere Khan'dır. Mowgli, Shere Khan'dan korunmak için kurt sürüsü ve dostları ayı Baloo ile panter Bagheera'nın yardımıyla hayatta kalmaya çalışır. Baloo, Mowgli'ye ormanın kanunlarını öğretirken, Bagheera ise onu tehlikelerden korur.
Zamanla Mowgli, insan köyüne geri dönme zamanının geldiğini anlar. Ancak insan dünyasına adapte olmakta zorlanır ve ormana olan özlemi hiç dinmez. Sonunda Mowgli, ait olduğu yerin orman olduğuna karar verir ve hayvan dostlarıyla birlikte yaşamaya devam eder.
Orman Çocuğu, doğa ve insan arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceler. Kitap, doğanın vahşi ve acımasız olabileceğini, ancak aynı zamanda şefkatli ve koruyucu da olabileceğini gösterir. Mowgli, doğayla uyum içinde yaşamayı öğrenir ve ormanın kanunlarına saygı duyar.
Kitap, aidiyet ve kimlik kavramlarını sorgular. Mowgli, hem insan hem de hayvan dünyasına aittir, ancak hiçbir yere tam olarak uyum sağlayamaz. Bu durum, Mowgli'nin kimlik arayışını ve kendi yerini bulma çabasını temsil eder.
Orman Çocuğu, iyi ve kötü arasındaki mücadeleyi de ele alır. Mowgli ve dostları, Shere Khan gibi kötü karakterlere karşı mücadele ederler. Kitap, iyiliğin ve cesaretin kötülüğe karşı galip gelebileceğini vurgular.
Kitap, toplumsal kurallar ve özgürlük arasındaki gerilimi de yansıtır. Mowgli, hem kurt sürüsünün hem de insan köyünün kurallarına uymakta zorlanır. Bu durum, bireyin özgürlüğü ile toplumun beklentileri arasındaki çatışmayı simgeler.