Bir sismograf, yer kabuğundaki sismik dalgaları (deprem dalgalarını) kaydeden ve ölçen hassas bir bilimsel alettir. Bu cihazlar sayesinde dünyanın farklı noktalarında meydana gelen depremler tespit edilir, büyüklükleri ölçülür ve yerleri belirlenir.
Sismograflar, temel olarak bir kütle ve bu kütleyi sabit bir noktaya bağlayan yay sisteminden oluşur. Deprem anında yer sallanırken, sismografın çerçevesi de hareket eder, ancak sarkıç prensibiyle çalışan kütle hareketsiz kalma eğilimindedir. Bu göreli hareket, bir kayıt sistemi tarafından kağıt üzerine veya dijital olarak kaydedilir.
Geleneksel sismograflar olup, sarkaç ve yay sistemine sahiptirler. Hareket, mürekkepli bir kalemle dönen bir silindir üzerine kaydedilir.
Manyetik alan değişimlerini ölçerek çalışırlar. Daha hassas olup, modern deprem istasyonlarında yaygın olarak kullanılırlar.
Günümüzde en yaygın kullanılan türdür. Verileri dijital olarak kaydeder ve internet üzerinden anında veri paylaşımına imkan tanır.
İlk sismograf, MS 132 yılında Çinli bilim insanı Zhang Heng tarafından icat edilmiştir. Bu ilkel cihaz, depremin yönünü gösterebiliyordu. Modern sismograflar ise 19. yüzyılın sonlarında geliştirilmiştir.
Sismografların ürettiği kayıtlara sismogram denir. Bir sismogram üzerinde üç temel dalga türü görülür:
Sismograflar sadece depremleri tespit etmekle kalmaz, aynı zamanda:
Dünya çapında binlerce sismograf istasyonu, 7/24 kesintisiz veri toplayarak deprem erken uyarı sistemlerinin temelini oluşturur ve bilim insanlarına yer kabuğunun dinamikleri hakkında değerli bilgiler sağlar.
Sonuç olarak, sismograflar yer bilimlerinin stetoskopları gibidir - dünyanın kalp atışlarını dinleyerek bize gezegenimizin iç işleyişi hakkında hayati bilgiler verirler.