Şükür, insanın sahip olduğu nimetlerin farkına vararak bunları verene karşı minnettarlık duyması ve bu hissi söz ve davranışlarla ifade etmesidir. Kültürümüzde ve inanç dünyamızda derin kökleri olan bu kavram, hayata pozitif bir bakış açısı kazandıran manevi bir değerdir.
Şükür Arapça kökenli bir kelime olup "teşekkür etmek, minnettarlık göstermek" anlamına gelir. Dinî literatürde ise Allah'ın verdiği nimetlere karşı kalple, dille ve bedenle gösterilen bir şükran halidir.
Nimetlerin asıl sahibini bilmek ve bu bilinçle içten bir minnettarlık duymaktır.
Minnettarlığı "Elhamdülillah", "Şükürler olsun" gibi sözlerle ifade etmektir.
Sağlık, zaman, mal gibi nimetleri hayırlı işlerde kullanarak fiili bir teşekkür göstermektir.
Tasavvufta şükür "nimeti, nimeti verenin rızası doğrultusunda kullanmak" olarak tanımlanır. Mevlana, Yunus Emre gibi mutasavvıflar eserlerinde şükrün önemine sıkça vurgu yapmışlardır.
Sonuç olarak; şükür, hayatı anlamlı kılan, bizi olumsuzluklardan koruyan ve mutluluğa götüren manevi bir yol haritasıdır. Küçük şeylerden bile mutluluk duyabilmek, aslında büyük bir zenginliktir.