Susma hakkı, bir kişinin suç isnadı altında bulunduğu durumlarda, kendisini suçlayıcı beyanlarda bulunmama veya soru sorma eylemine katılmama özgürlüğüdür. Bu hak, adil yargılanma ilkesinin temel bir unsuru olarak kabul edilir ve bireyin kendini koruma mekanizmalarından biridir.
Susma hakkı, uluslararası insan hakları sözleşmelerinde ve birçok ülkenin anayasasında güvence altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) çeşitli maddeleri bu hakkı düzenler.
Bu düzenlemeler, kişinin susma hakkını kullanmasının aleyhine yorumlanamayacağını ve bu hakkın ihlal edilmesinin hukuka aykırı delil elde edilmesine yol açacağını belirtir.
Soruşturma aşamasında, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılan bir kişi, poliste veya savcılıkta susma hakkını kullanabilir. Bu durumda, kişi hiçbir soruya cevap vermek zorunda değildir.
Kovuşturma aşamasında, yani mahkeme sürecinde de sanık susma hakkını kullanabilir. Mahkeme, sanığı konuşmaya zorlayamaz.
Susma hakkı, sadece ceza yargılamasıyla sınırlı değildir. Bazı özel durumlarda da bu hak geçerli olabilir.
Susma hakkı mutlak bir hak değildir. Bazı durumlarda sınırlandırılabilir. Örneğin, kişinin kimliğini belirleme yükümlülüğü gibi hallerde susma hakkı geçerli olmayabilir.
Susma hakkı, bireyin adil yargılanma hakkının önemli bir parçasıdır. Bu hak, kişinin kendisini suçlayıcı beyanlarda bulunmaktan kaçınmasını sağlar ve hukuki süreçlerde önemli bir koruma mekanizmasıdır. Ancak, bu hakkın kullanımının da belirli sınırları bulunmaktadır ve her durum kendi özelinde değerlendirilmelidir.