Namtar'ın kökenleri hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre, o Enlil ve Ereşkigal'in oğludur. Ereşkigal, yeraltı dünyasının kraliçesi olduğu için Namtar'ın ölüm ve karanlıkla olan ilişkisi buradan gelmektedir. Diğer bir görüşe göre ise, Namtar doğrudan Anu (gökyüzü tanrısı) tarafından yaratılmıştır ve tanrıların hizmetkarıdır.
Namtar'ın fiziksel görünümü hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, genellikle korkutucu ve ürkütücü bir figür olarak tasvir edilir. Bazı betimlemelerde, kanatlı ve pençeli bir yaratık olarak resmedilir. Sembolleri arasında ise hastalıkları temsil eden oklar, mızraklar ve ölümle ilişkilendirilen karanlık renkler bulunur.
Namtar, Mezopotamya mitolojisinde çeşitli hikayelerde yer alır. Özellikle İnanna'nın Yeraltı Dünyasına İnişi mitinde önemli bir rol oynar. Bu mit'te, İnanna yeraltı dünyasına inerken, Namtar tarafından karşılanır ve Ereşkigal'in huzuruna çıkarılır. İnanna'nın yeraltı dünyasında geçirdiği süre boyunca, Namtar onun cezalandırılmasında ve acı çekmesinde etkili olur.
Namtar'ın etki alanı sadece insanlarla sınırlı değildir. Tanrılar arasındaki anlaşmazlıklarda ve ilahi kararların uygulanmasında da rol oynar. Onun güçleri, doğal afetlerden savaşlara kadar birçok olayın sorumlusu olarak kabul edilir. Mezopotamya toplumunda, Namtar'ın gazabından korunmak için çeşitli ritüeller ve dualar yapılırdı.
Mezopotamya halkı, Namtar'ın gazabından korunmak ve onun lütfunu kazanmak için çeşitli ritüeller düzenlerdi. Bu ritüeller genellikle tanrılara adaklar sunmayı, dualar etmeyi ve özel törenler yapmayı içerirdi. Amaç, Namtar'ı memnun etmek ve böylece hastalık, ölüm ve felaketlerden korunmaktı.
Namtar'ın rolü, kaderin ve ilahi adaletin karmaşıklığını gözler önüne serer. Onun eylemleri, bazen tanrıların gazabı olarak yorumlanırken, bazen de kaçınılmaz bir kaderin parçası olarak kabul edilir. Mezopotamya mitolojisinde Namtar, ölümün ve yıkımın sembolü olmasının yanı sıra, aynı zamanda yaşamın döngüsünün ve ilahi düzenin bir parçasıdır.