Merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve devletin bekasının sağlanması amacıyla Tanzimat Fermanı ilan edildi (1839). Bu ferman, hukukun üstünlüğünü, eşitliği ve bireysel hakları vurgulayarak Osmanlı toplumunda önemli bir dönüşüm başlattı.
Avrupa ile artan ticaret, Osmanlı ekonomisini dışa bağımlı hale getirmişti. Bu durum, yerli üretimi desteklemek ve ekonomik bağımsızlığı sağlamak amacıyla yeni politikaların geliştirilmesini zorunlu kılıyordu.
Avrupa'ya gönderilen öğrenciler ve elçiler, Batı kültürünü ve düşünce sistemini yakından tanıma fırsatı buldular. Bu kişiler, Osmanlı toplumunu modernleştirmek ve Batı'nın bilim, sanat ve edebiyat alanındaki gelişmelerini ülkeye taşımak için çaba gösterdiler.
Takvim-i Vekayi (1831) ve Ceride-i Havadis (1840) gibi ilk gazeteler, halkı bilgilendirme ve kamuoyu oluşturma amacıyla yayın hayatına başladı. Bu gazeteler, edebiyatın yayılması ve yeni fikirlerin tartışılması için önemli bir platform oluşturdu.
Tanzimat döneminde tiyatro, toplumu eğitme ve bilinçlendirme amacıyla önemli bir araç olarak görüldü. Şinasi'nin Şair Evlenmesi (1859) adlı eseri, Türk edebiyatının ilk tiyatro oyunlarından biri olarak kabul edilir.
Batı edebiyatından yapılan çeviriler, Türk edebiyatının Batı'yı tanımasına ve yeni türlerle tanışmasına olanak sağladı. Yusuf Kamil Paşa'nın Telemak çevirisi (1862), bu alandaki önemli örneklerden biridir.
Divan Edebiyatı'nın ağır ve süslü diline karşı, daha sade ve anlaşılır bir dil kullanma çabası görülür. Ancak, dilin tam olarak sadeleşmesi mümkün olmamıştır.
Aşk, doğa ve tasavvuf gibi geleneksel konuların yanı sıra, vatan sevgisi, özgürlük, adalet, eşitlik gibi yeni temalar işlenmeye başlanmıştır.
Roman, hikaye, tiyatro, makale gibi Batılı edebi türler Türk edebiyatına girmiştir. Bu türler, Tanzimat sanatçıları tarafından benimsenmiş ve geliştirilmiştir.