Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun başyapıtlarından Yaban, Türk edebiyatında Milli Mücadele dönemini merkezine alan en önemli eserlerden biridir. Roman, özellikle Kurtuluş Savaşı yıllarını (1919-1922) ve bu savaşın Anadolu'nun taşrasındaki yansımalarını konu eder. Ancak anlattığı dönem, sadece savaşın askeri cephesi değil, aynı zamanda bir "zihniyet çatışması" ve "aydın-halk kopukluğu" dönemidir.
Roman, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış ve işgale uğramış bir imparatorluğun küllerinden yeni bir devlet doğuşunun sancılı zamanlarını ele alır. Olay örgüsü, Anadolu'nun iç kesimlerinde, Porsuk Çayı civarındaki hayali bir köy olan "Sakarya" köyünde geçer. Bu dönem, Türk köylüsünün yoksulluk, cehalet ve umutsuzlukla boğuştuğu, aydınların ise bu gerçeklikten büyük ölçüde kopuk olduğu bir zamana denk gelir.
Yaban, sadece Kurtuluş Savaşı'nı anlatan bir tarihi belge değil, aynı zamanda o dönemin toplumsal ruh halini ve Türkiye'nin modernleşme sürecindeki en büyük açmazlarından birini derinlemesine analiz eden bir sosyolojik çalışma niteliği taşır. Yakup Kadri, romanıyla okuyucuya şu soruyu sordurur: "Kurtuluş, sadece düşmandan kurtulmak mıdır, yoksa kendi içimizdeki yabancılaşmadan, cehaletten ve umutsuzluktan kurtulmak mı?" Bu bakımdan, Yaban'ın anlattığı dönem, sadece 1919-1922 değil, Türk aydınının kendisiyle ve toplumla hesaplaşmasının hiç bitmeyen bir dönemidir.