Yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın temel prensiplerinden biridir. Bu ilke, yasama yetkisinin, yani kanun yapma yetkisinin, doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'ne ait olduğunu ve bu yetkinin başka bir organ veya merciye devredilemeyeceğini ifade eder.
Anayasa'nın yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine getirdiği bazı istisnalar bulunmaktadır. Ancak bu istisnalar, ilkenin özünü zedelemeyecek şekilde, belirli şartlar altında ve sınırlı alanlarda geçerlidir.
Anayasa'nın 121. maddesi ve 148. maddesi KHK'ler ile ilgili düzenlemeler içerir. KHK'ler, normal şartlarda yasama yetkisine ait olan bir konuda, yürütme organı olan Bakanlar Kurulu'na (günümüzde Cumhurbaşkanı'na) kanun gücünde kararname çıkarma yetkisi veren bir istisnadır.
Bütçe kanunu da yasama yetkisinin bir istisnası olarak değerlendirilebilir. Bütçe kanunu, devletin gelir ve gider tahminlerini içeren ve TBMM tarafından kabul edilen bir kanundur. Ancak, bütçe kanununun hazırlanması ve uygulanması süreçlerinde yürütme organının önemli rolü bulunmaktadır.
Milletlerarası antlaşmaların onaylanması da yasama yetkisinin bir diğer istisnasıdır. Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca, milletlerarası antlaşmaların TBMM tarafından onaylanması gerekmektedir. Ancak, bazı antlaşmaların onaylanması usulü, kanun hükmünde değişiklikler içerebilir.
Yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi, demokratik bir hukuk devletinin temel taşlarından biridir. Anayasa'da bu ilkeye getirilen istisnalar, devletin etkin ve hızlı hareket edebilmesini sağlamak amacıyla konulmuştur. Ancak, bu istisnaların kullanımı, Anayasa'da belirtilen şartlar ve sınırlar içinde kalmak zorundadır. Aksi takdirde, kuvvetler ayrılığı prensibi zedelenebilir ve demokratik süreçler zarar görebilir.