Voltaire'in 1747'de yayımlanan felsefi romanı Zadig ya da Kader, baş karakter Zadig'in başına gelen olaylar üzerinden kadercilik ve özgür irade arasındaki karmaşık ilişkiyi ele alır. Zadig, dürüstlüğü ve bilgeliğiyle tanınan genç bir adamdır. Ancak, hayatı boyunca sürekli olarak talihsizliklerle karşılaşır. Bu talihsizlikler, Zadig'in kaderine mi yoksa kendi seçimlerine mi bağlıdır? İşte bu soru, romanın temelini oluşturur.
Kadercilik, evrende meydana gelen her şeyin önceden belirlenmiş olduğuna inanan felsefi bir görüştür. Kaderci bakış açısına göre, insanların eylemleri ve kararları da dahil olmak üzere her şey, kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşmek zorundadır. Bu durumda, özgür irade bir yanılsamadan ibarettir.
Özgür irade, insanların kendi kararlarını verme ve eylemlerini seçme yeteneğine sahip olduğunu savunan felsefi bir görüştür. Özgür iradeye inananlar, insanların kaderlerinin kendi ellerinde olduğuna ve seçimleriyle hayatlarını şekillendirebileceğine inanırlar.
Zadig'in hayatı, hem kaderin hem de özgür iradenin etkilerini gösteren bir dizi olayla doludur. Zadig, dürüstlüğü ve adalet duygusuyla hareket etmeye çalışır. Ancak, iyi niyetli davranışları çoğu zaman beklenmedik sonuçlara yol açar.
Voltaire, Zadig'in hikayesi aracılığıyla kadercilik ve özgür irade arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgular. Roman, kaderin insan hayatı üzerindeki etkisini kabul etmekle birlikte, insanların seçimlerinin ve eylemlerinin de önemli olduğunu vurgular. Voltaire, insanların akılcı düşünerek ve erdemli davranarak kaderlerini bir ölçüde etkileyebileceğine inanır.
Zadig'in başına gelen olaylar, okuyucuyu şu soruları düşünmeye teşvik eder:
Voltaire, bu sorulara kesin cevaplar vermek yerine, okuyucuyu düşünmeye ve kendi sonuçlarını çıkarmaya davet eder. Zadig, kadercilik ve özgür irade arasındaki dengeyi anlamaya çalışan herkes için önemli bir eserdir.