Zaman, insanoğluna bahşedilmiş en adil ve en kıymetli hazinedir. Herkese eşit miktarda verilen bu kaynağı nasıl kullandığımız ise hayat kalitemizi, başarılarımızı ve mutluluğumuzu doğrudan belirler. Günümüzün hızla akıp giden dünyasında, zaman yönetimi artık sadece bir kişisel gelişim kavramı olmaktan çıkmış, bir yaşam becerisi haline gelmiştir.
Zaman, geri döndürülemez ve satın alınamaz tek kaynaktır. Bir gün 24 saattir ve bu, en zengininden en fakirine kadar herkes için aynıdır. Ancak bu 24 saati nasıl değerlendirdiğimiz, aramızdaki farkları oluşturur. Zamanı etkili yönetmek, daha az stresle daha çok iş başarmak, hedeflerimize ulaşmak ve kendimize, sevdiklerimize vakit ayırabilmek demektir.
Zamanı verimli kullanmak için birçok kanıtlanmış teknik bulunmaktadır. Bunlardan en yaygın olanları:
Zaman yönetimi yolculuğunda karşımıza çıkan en büyük engeller, modern çağın "zaman tuzakları"dır. Plansızlık, erteleme alışkanlığı (prokrastinasyon), sosyal medya bağımlılığı, "hayır" diyememek, mükemmeliyetçilik ve gereksiz toplantılar, en değerli kaynağımızı çalan başlıca hırsızlardır. Bu tuzakların farkında olmak, onlarla başa çıkmanın ilk adımıdır.
Zaman yönetimi, aslında kendimizi yönetmektir. Daha üretken, daha huzurlu ve daha dengeli bir hayat sürmenin anahtarı, sahip olduğumuz 24 saati bilinçli ve amaçlı bir şekilde kullanmaktan geçer. Unutmayalım ki, dün tarih oldu, yarın ise bir sırdır. Bugün ise bir armağandır; onun için İngilizcede "present" yani "hediye" denir. Bu hediyeyi iyi değerlendirmek, her birimizin kendi elindedir. Zamanın kum taneleri avuçlarımızdan kayıp giderken, geriye bıraktığımız izler, onu ne kadar iyi yönettiğimizin bir kanıtı olacaktır.