Bir yazarın "İstanbul'un tarihî dokusunu korumak, sadece taşın değil, hafızanın da muhafazasıdır." sözünde düşünceyi geliştirme yollarından hangisi ağır basmaktadır?
A) Tanımlama
B) Karşılaştırma
C) Tanık gösterme
D) Benzetme
Sevgili öğrenciler, bu tür sorularda yazarın vermek istediği ana mesajı ve bu mesajı hangi edebi yolla güçlendirdiğini anlamak önemlidir. Şimdi cümleyi adım adım inceleyelim:
- Cümleyi Anlayalım: "İstanbul'un tarihî dokusunu korumak, sadece taşın değil, hafızanın da muhafazasıdır." Bu cümlede yazar, İstanbul'un eski yapılarını (taşlarını) korumanın sadece fiziksel bir eylem olmadığını, aynı zamanda şehrin ve toplumun geçmişini, anılarını, yani "hafızasını" da korumak anlamına geldiğini vurguluyor. Yazar, taş ile hafıza arasında güçlü bir bağ kuruyor.
- Düşünceyi Geliştirme Yollarını Hatırlayalım:
- Tanımlama: Bir kavramın ne olduğunu, özelliklerini açıklama yoludur. (Örnek: "Tarih, geçmişteki olayları inceleyen bilim dalıdır.") Cümlede bir tanım yapılmamaktadır.
- Karşılaştırma: İki veya daha fazla varlık, kavram ya da durum arasındaki benzerlikleri veya farklılıkları ortaya koymaktır. (Örnek: "İstanbul, Roma'dan daha kalabalık bir şehirdir.") Cümlede taş ve hafıza arasında bir karşılaştırma değil, bir özdeşleştirme veya birinin diğerini temsil etmesi durumu söz konusudur.
- Tanık Gösterme: Bir düşünceyi desteklemek için o konuda uzman veya tanınmış bir kişinin sözünü alıntılamaktır. (Örnek: "Atatürk'ün dediği gibi: 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.'") Cümle zaten bir yazarın sözü olarak verilmiş, ancak bu sözün kendisi başka birini tanık göstermiyor.
- Benzetme: İki farklı şey arasında ortak bir özellikten yola çıkarak birini diğerine benzetmektir. Bu, "gibi", "sanki" edatlarıyla açıkça yapılabileceği gibi (teşbih), bir şeyin doğrudan başka bir şeymiş gibi sunulduğu mecazi benzetmeler (istiare/metafor) şeklinde de olabilir.
- Cümledeki İlişkiyi İnceleyelim: Yazar, "taşın muhafazası" ile "hafızanın muhafazası" arasında bir eşdeğerlik kuruyor. Burada "taş" (somut bir varlık) ile "hafıza" (soyut bir kavram) arasında güçlü bir ilişki kurulmuştur. Yazar, tarihî taşları sadece fiziksel yapılar olarak değil, aynı zamanda geçmişin ve anıların canlı taşıyıcıları, yani "hafızanın kendisi" olarak sunmaktadır. Taşlar, adeta hafızanın somutlaşmış halidir. Bu, bir kavramın (hafıza) başka bir kavram (taş) aracılığıyla anlatılması, taşın hafızaya benzetilmesi veya hafızanın taşla temsil edilmesi durumudur. Bu tür bir mecazi ilişki kurma, benzetme (özellikle istiare/metafor) yoluyla yapılır.
Bu nedenle, yazarın sözünde "taş" ile "hafıza" arasında kurduğu bu derin ve mecazi ilişki, düşünceyi geliştirme yollarından benzetmenin ağır bastığını göstermektedir.
Cevap D seçeneğidir.