TYT Sosyal deneme Test 2

Soru 15 / 26

Milli Mücadele Dönemi'nde, Sivas Kongresi'nde alınan kararlardan biri olan "Manda ve Himaye kabul edilemez." ilkesi, Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik anlayışının temelini oluşturmuştur. Bu ilke, sadece siyasi bir duruşu değil, aynı zamanda derin bir felsefi ve toplumsal anlamı da barındırmaktaydı.
Bu ilkenin benimsenmesiyle aşağıdakilerden hangisinin amaçlandığı söylenemez?

A) Ulusal egemenliğin koşulsuz olarak sağlanması
B) Tam bağımsızlık fikrinin tüm yurtta yaygınlaştırılması
C) Uluslararası arenada eşit ve onurlu bir yer edinme çabası
D) İç ve dış politikada başka devletlerin vesayetinden kurtulma
E) Azınlık haklarının genişletilerek ulusal birliğin güçlendirilmesi

Sevgili öğrenciler, bu soru Milli Mücadele Dönemi'nin en kritik ilkelerinden biri olan "Manda ve Himaye kabul edilemez." ilkesinin anlamını ve amaçlarını sorgulamaktadır. Bu ilke, Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik konusundaki kararlılığının en net ifadesidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:

  • "Manda ve Himaye kabul edilemez." ilkesinin anlamı: Bu ilke, herhangi bir devletin veya uluslararası gücün Türkiye üzerinde siyasi, ekonomik veya askeri bir vesayet kurmasını, yani ülkeyi yönetmesini veya koruması altına almasını kesinlikle reddetmektir. Bu, Türk milletinin kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu ve hiçbir dış gücün bu hakkı elinden alamayacağını ilan etmektir.
  • A) Ulusal egemenliğin koşulsuz olarak sağlanması: Manda ve himaye, ulusal egemenliği kısıtlayan bir durumdur. Bu ilkenin reddedilmesi, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasını, yani ulusal egemenliğin koşulsuz olarak sağlanmasını amaçlar. Bu nedenle, A seçeneği bu ilkenin temel amaçlarından biridir.
  • B) Tam bağımsızlık fikrinin tüm yurtta yaygınlaştırılması: Manda ve himayenin reddi, tam bağımsızlık fikrinin en güçlü ifadesidir. Bu ilke sayesinde, milletin her ferdine bağımsız yaşama ve kendi devletini yönetme bilinci aşılanarak, tam bağımsızlık düşüncesinin tüm yurtta benimsenmesi hedeflenmiştir. Bu nedenle, B seçeneği de ilkenin önemli amaçlarındandır.
  • C) Uluslararası arenada eşit ve onurlu bir yer edinme çabası: Manda veya himaye altında olan bir devlet, uluslararası ilişkilerde eşit ve onurlu bir konuma sahip olamaz. Kendi kararlarını alamayan, başka bir gücün kontrolündeki bir devletin uluslararası saygınlığı olmaz. Bu ilke, Türkiye'nin diğer devletlerle eşit şartlarda, bağımsız ve onurlu bir şekilde ilişki kurma arzusunu yansıtır. Bu nedenle, C seçeneği de ilkenin amaçları arasındadır.
  • D) İç ve dış politikada başka devletlerin vesayetinden kurtulma: Manda ve himaye, bir devletin hem iç işlerinde hem de dış ilişkilerinde başka bir gücün kontrolü altında olması demektir. Bu ilkenin benimsenmesiyle, Türkiye'nin kendi iç ve dış politikalarını tamamen bağımsız bir şekilde belirlemesi, yani başka devletlerin vesayetinden kurtulması amaçlanmıştır. Bu nedenle, D seçeneği de ilkenin doğrudan bir amacıdır.
  • E) Azınlık haklarının genişletilerek ulusal birliğin güçlendirilmesi: "Manda ve Himaye kabul edilemez." ilkesi, dış güçlerin ülkenin iç işlerine karışmasını ve ülkeyi bölmesini engellemeye yönelik bir duruştur. Bu ilke, ulusal bağımsızlık ve egemenlik gibi dışa dönük hedeflere odaklanmıştır. Azınlık haklarının genişletilmesi, ulusal birliğin iç dinamikleriyle ilgili bir konudur ve bu ilkenin doğrudan bir amacı değildir. Milli Mücadele döneminde ulusal birliğin sağlanması hedeflenirken, azınlık hakları konusu daha çok Lozan Barış Antlaşması gibi süreçlerde uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınmıştır. "Manda ve Himaye" ilkesi, dış müdahaleyi reddederek ulusal birliği korumayı amaçlamış olsa da, bunu azınlık haklarını genişleterek yapmayı hedeflememiştir.

Cevap E seçeneğidir.

↩️ Soruya Dön
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
Ana Konuya Dön:
Geri Dön