10. sınıf din kültürü 2. dönem 1. yazılı 1. senaryo Test 3

Soru 06 / 14
İslam'da adalet ve eşitlik, sadece bireylerin birbirine karşı davranışlarında değil, aynı zamanda devletin vatandaşlarına karşı sorumluluklarında da kendini gösterir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Medine Sözleşmesi, farklı inanç ve etnik kökenlere sahip topluluklar arasında adaleti ve eşitliği tesis etme çabasının önemli bir örneğidir.

Bu bağlamda, İslam'ın adalet ve eşitlik ilkelerinin bireysel ve toplumsal hayattaki uygulamalarına yönelik aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) İslam, herkesin doğuştan gelen insanlık onuruna sahip olduğunu kabul eder.
B) Yönetimde liyakat ve ehliyet esas alınmalıdır.
C) Hukuk önünde herkes eşittir; yöneticilerin veya zenginlerin ayrıcalığı yoktur.
D) Adalet, sadece Müslümanlar arasında değil, tüm insanlık için geçerli bir ilkedir.
E) Eşitlik, her bireyin aynı yeteneklere ve imkanlara sahip olması gerektiği anlamına gelir.

Sevgili öğrenciler, bu soru İslam'ın temel ilkelerinden olan adalet ve eşitlik kavramlarını anlamamıza yardımcı oluyor. İslam, bireysel ve toplumsal yaşamın her alanında bu iki ilkeye büyük önem verir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım:

  • A) İslam, herkesin doğuştan gelen insanlık onuruna sahip olduğunu kabul eder.

    Bu ifade kesinlikle doğrudur. İslam'a göre tüm insanlar, yaratılışları gereği değerli ve onurludur. Irk, renk, dil, cinsiyet veya sosyal statü fark etmeksizin her birey insanlık onuruna sahiptir. Bu ilke, ayrımcılığın reddedilmesinin temelini oluşturur.

  • B) Yönetimde liyakat ve ehliyet esas alınmalıdır.

    Bu ifade de doğrudur. İslam, yöneticilik ve kamu görevlerinde kişilerin yetenek, bilgi, deneyim ve ahlaki niteliklerine (liyakat ve ehliyet) göre seçilmesini emreder. Akrabalık, zenginlik veya makam gibi ayrıcalıklar, liyakatin önüne geçmemelidir. Bu, adaletin ve verimliliğin sağlanması için kritik bir ilkedir.

  • C) Hukuk önünde herkes eşittir; yöneticilerin veya zenginlerin ayrıcalığı yoktur.

    Bu ifade de İslam'ın adalet anlayışının temel taşlarından biridir. İslam hukukunda, kanunlar karşısında herkes eşittir. Bir yönetici veya zengin ile sıradan bir vatandaş arasında hiçbir fark gözetilmez. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu ilkeyi bizzat kendi uygulamalarıyla göstermiş ve "Eğer kızım Fatıma da hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim" diyerek adaletin herkese eşit uygulanması gerektiğini vurgulamıştır.

  • D) Adalet, sadece Müslümanlar arasında değil, tüm insanlık için geçerli bir ilkedir.

    Bu ifade de tamamen doğrudur. Kur'an-ı Kerim'de ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetinde adalet, evrensel bir değer olarak vurgulanır. Müslümanların, farklı inançlara sahip olanlar da dahil olmak üzere tüm insanlara karşı adil davranması emredilmiştir. Medine Sözleşmesi de bunun somut bir örneğidir; farklı inanç grupları arasında adaleti ve hakları güvence altına almıştır.

  • E) Eşitlik, her bireyin aynı yeteneklere ve imkanlara sahip olması gerektiği anlamına gelir.

    İşte bu ifade yanlıştır. İslam'daki eşitlik anlayışı, her bireyin doğuştan aynı yeteneklere veya aynı imkanlara sahip olması gerektiğini savunmaz. İnsanlar fıtratları gereği farklı yeteneklerle, ilgi alanlarıyla ve fiziksel özelliklerle yaratılmışlardır. Ayrıca yaşam koşulları ve imkanlar da farklılık gösterebilir. İslam'ın savunduğu eşitlik, bu farklılıklara rağmen herkesin insanlık onurunda eşit olması, hukuk önünde eşit muamele görmesi, temel hak ve özgürlüklere eşit erişim sağlaması ve fırsat eşitliğinin gözetilmesi anlamına gelir. Yani, "aynı olmak" değil, "eşit haklara sahip olmak"tır.

Bu açıklamalar ışığında, İslam'ın adalet ve eşitlik ilkeleriyle çelişen ifade E seçeneğidir.

Cevap E seçeneğidir.

↩️ Soruya Dön
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Geri Dön