"Deniz kenarında, rüzgarın fısıltılarıyla uyanmak gibisi yoktu. Güneşin ilk ışıkları, denizin yüzeyinde pırıltılar oluşturuyor, martılar çığlık çığlığa uçuşuyordu. Mis gibi iyot kokusu ciğerlerime doluyor, içimi huzur kaplıyordu. Bu anlar, şehrin gürültüsünden ve karmaşasından uzaklaşmak için harika bir fırsattı. Keşke her sabah böyle uyanabilsem diye düşündüm."
Bu metinde yazarın ağırlıklı olarak hangi duyulara hitap ettiği söylenebilir?
A) Dokunma ve tatma
B) Görme ve işitme
C) Koklama ve tatma
D) İşitme ve dokunma
Sevgili öğrenciler, bu tür sorularda metni dikkatlice okuyarak yazarın hangi duyularımıza seslendiğini, yani hangi duyularla ilgili ayrıntılar verdiğini belirlememiz gerekir. Haydi, metni adım adım inceleyelim:
- "Deniz kenarında, rüzgarın fısıltılarıyla uyanmak gibisi yoktu." cümlesindeki "rüzgarın fısıltıları" ifadesi, bize rüzgarın sesini duyurduğu için işitme duyumuza hitap eder.
- "Güneşin ilk ışıkları, denizin yüzeyinde pırıltılar oluşturuyor..." ifadesi, gözümüzde canlanan bir görüntü olduğu için görme duyumuza seslenir.
- "...martılar çığlık çığlığa uçuşuyordu." ifadesi, martıların çıkardığı sesi duyduğumuz için yine işitme duyumuza hitap eder.
- "Mis gibi iyot kokusu ciğerlerime doluyor..." ifadesi, doğrudan bir koku algısı olduğu için koklama duyumuza seslenir.
- "Bu anlar, şehrin gürültüsünden ve karmaşasından uzaklaşmak için harika bir fırsattı." cümlesindeki "şehrin gürültüsü" ifadesi de yine işitme duyusuyla ilgilidir.
Metni genel olarak değerlendirdiğimizde, yazarın en çok "güneşin ilk ışıkları, pırıltılar" gibi görsellerle görme duyumuza ve "rüzgarın fısıltıları, martı çığlıkları, şehrin gürültüsü" gibi seslerle işitme duyumuza ağırlık verdiğini görüyoruz. Koklama duyusu da mevcut olsa da, görme ve işitme duyuları metinde daha baskın ve sıkça kullanılmıştır.
Cevap B seçeneğidir.