10. sınıf din kültürü 2. dönem 2. yazılı 2. senaryo Test 3

Soru 08 / 16
İnsanlığın teknolojik gelişmeleri, doğal çevre üzerinde çeşitli etkiler yaratmaktadır. İslam dininin çevreye bakış açısı ve sorumluluk anlayışı göz önüne alındığında, aşağıdaki teknolojik kullanımlardan hangisi çevresel sürdürülebilirlik açısından daha uygundur?
A) Doğal kaynakları hızla tüketen ve yüksek karbon ayak izi olan üretim yöntemleri.
B) Sadece ekonomik büyüme odaklı, çevresel etkileri göz ardı eden sanayi politikaları.
C) Atıkları ayrıştırma ve geri dönüştürme teknolojileri ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı.
D) Biyolojik çeşitliliği tehdit eden genetiği değiştirilmiş organizmaların kontrolsüz üretimi.
E) Tarım alanlarını verimsizleştiren kimyasal gübre ve ilaçların aşırı kullanımı.

Sevgili öğrenciler, bu soru, teknolojik gelişmelerin çevre üzerindeki etkilerini ve İslam dininin çevreye bakış açısını birleştirerek çevresel sürdürülebilirlik için en uygun yaklaşımı belirlememizi istiyor. İslam dini, insanı yeryüzünün halifesi (emanetçisi) olarak görür ve doğayı koruma sorumluluğunu yükler. Bu sorumluluk, kaynakları israf etmeden, dengeyi bozmadan ve gelecek nesillerin haklarını gözeterek kullanmayı gerektirir.

Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:

  • A) Doğal kaynakları hızla tüketen ve yüksek karbon ayak izi olan üretim yöntemleri: Bu tür yöntemler, doğal dengeyi bozar, kaynakları tüketir ve iklim değişikliğine yol açan sera gazı emisyonlarını artırır. İslam'ın israfı yasaklayan ve dengeyi gözeten prensipleriyle çelişir. Bu nedenle çevresel sürdürülebilirlik için uygun değildir.
  • B) Sadece ekonomik büyüme odaklı, çevresel etkileri göz ardı eden sanayi politikaları: Bu yaklaşım, kısa vadeli kazançları ön planda tutarken, uzun vadede çevresel yıkıma ve dolayısıyla insan sağlığına ve refahına zarar verir. İslam, dünya ve ahiret dengesini gözeten, sadece maddi değil manevi ve çevresel refahı da önemseyen bir yaşam biçimi sunar. Bu nedenle uygun değildir.
  • C) Atıkları ayrıştırma ve geri dönüştürme teknolojileri ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı: Bu seçenek, hem atık yönetiminde sürdürülebilir bir yaklaşım sunar (israfı önler, kaynakları tekrar kullanır) hem de fosil yakıtlar yerine güneş, rüzgar gibi temiz ve tükenmeyen enerji kaynaklarına yönelir. Bu, doğal kaynakların korunması, kirliliğin azaltılması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakılması açısından İslam'ın "halifelik" ve "emaneti koruma" prensipleriyle tamamen uyumludur. Bu yaklaşım, çevresel sürdürülebilirliğin temelini oluşturur.
  • D) Biyolojik çeşitliliği tehdit eden genetiği değiştirilmiş organizmaların kontrolsüz üretimi: Biyolojik çeşitlilik, ekosistemlerin sağlığı için hayati öneme sahiptir. Kontrolsüz GDO üretimi, doğal türleri tehdit edebilir ve ekolojik dengeyi bozabilir. İslam, Allah'ın yarattığı düzeni ve çeşitliliği korumayı emreder. Potansiyel zararları olan bu tür uygulamalar, İslam'ın "fesattan kaçınma" ilkesiyle çelişir. Bu nedenle uygun değildir.
  • E) Tarım alanlarını verimsizleştiren kimyasal gübre ve ilaçların aşırı kullanımı: Kimyasal gübre ve ilaçların aşırı kullanımı, toprağın yapısını bozar, su kaynaklarını kirletir, biyolojik çeşitliliği azaltır ve insan sağlığına zarar verebilir. İslam, toprağı ve suyu korumayı, ondan faydalanırken zarar vermemeyi öğütler. Bu nedenle uygun değildir.

Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, atıkları ayrıştırma ve geri dönüştürme teknolojileri ile yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı, hem çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada en etkili yoldur hem de İslam dininin çevreye karşı sorumluluk ve emanet bilinciyle en uyumlu yaklaşımdır.

Cevap C seçeneğidir.

↩️ Soruya Dön
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16
Geri Dön