Bu ders notu, "Üçüncü kişi ağzından anlatım Test 1" testinde karşılaşabileceğin temel konuları, yani anlatım biçimlerini ve bakış açılarını sade bir dille özetlemektedir. Amacımız, bu konuyu kolayca anlamana yardımcı olmak ve testteki başarı şansını artırmaktır.
Bir hikaye anlatılırken, olayı kimin anlattığı, yani anlatıcının pozisyonu çok önemlidir. Temelde iki ana anlatım biçimi vardır: birinci kişi ve üçüncü kişi ağzından anlatım.
💡 İpucu: Anlatıcının kullandığı zamirlere (ben/o, biz/onlar) dikkat etmek, anlatım biçimini belirlemede en kolay yoldur.
Üçüncü kişi ağzından anlatım, hikayeye daha nesnel bir hava katar ve anlatıcıya geniş bir hareket alanı sağlar.
⚠️ Dikkat: Bu anlatım biçimi, okuyucuya hikaye hakkında daha geniş bir perspektif sunar, çünkü anlatıcı genellikle birden fazla karakterin duygu ve düşüncelerine erişebilir.
Üçüncü kişi ağzından anlatımda bile, anlatıcının olaylar ve karakterler hakkındaki bilgi düzeyi farklılık gösterebilir. İşte en yaygın iki bakış açısı:
Bu bakış açısında anlatıcı, hikayedeki her şeyi bilir. Tıpkı bir tanrı gibi, karakterlerin geçmişini, geleceğini, iç düşüncelerini, duygularını ve hatta hislerini okuyabilir.
Örnek: "Ayşe, pencereden dışarı bakarken aslında yarınki sınavı düşünüyordu. Kalbi hızla çarpıyor, başarısız olmaktan korkuyordu. Oysa hiç bilmezdi ki, sınavdan çok iyi bir not alacaktı."
Bu bakış açısında anlatıcı, adeta bir kamera gibidir. Sadece dışarıdan görülebilen ve duyulabilen olayları aktarır. Karakterlerin iç dünyasına, düşüncelerine veya hislerine dair bilgi vermez.
Örnek: "Ayşe, pencerenin önünde durdu ve dışarı baktı. Elleri titriyordu. Bir süre sonra sandalyesine oturdu ve derin bir nefes aldı."
💡 İpucu: Tanrısal bakış açısı daha "her şeyi bilen" bir anlatıcıyken, gözlemci bakış açısı daha "sadece gören" bir anlatıcıdır. Testte bu farkı yakalamak için anlatıcının karakterlerin iç dünyasına girip girmediğine bakmalısın.