Servet-i Fünun döneminde Tevfik Fikret'in "Sis" şiiri ile Mehmet Akif'in "Safahat" adlı eserini karşılaştıran bir öğrenci, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşabilir?
A) Her iki şair de sanatı toplumun hizmetine sunmuşturSevgili öğrenciler, bu soru, Türk edebiyatının önemli iki şairini ve onların eserlerini karşılaştırarak dönemlerinin ve sanat anlayışlarının temel farklarını anlamamızı istiyor. Şimdi adım adım seçenekleri inceleyelim:
Bu yargı Mehmet Akif Ersoy için kesinlikle doğrudur. O, şiiri toplumu eğitmek, ahlaki değerleri yüceltmek ve sosyal sorunlara çözüm bulmak için bir araç olarak görmüştür. Ancak Tevfik Fikret, Servet-i Fünun dönemi şairi olarak başlangıçta "sanat için sanat" anlayışına daha yakındır. "Sis" şiirinde İstanbul'a yönelik eleştiriler olsa da, bu eleştiriler daha çok şairin kendi iç dünyasındaki hayal kırıklığı ve estetik kaygılarla harmanlanmıştır. Dolayısıyla, her iki şairin de sanatı aynı ölçüde ve aynı amaçla toplumun hizmetine sunduğunu söylemek doğru olmaz.
Bu seçenek, iki şairin sanat anlayışındaki temel farkı çok net bir şekilde ortaya koyar. Tevfik Fikret, Servet-i Fünun döneminin genel eğilimine uygun olarak, şiirlerinde bireysel duyarlılıkları, iç dünyasını, doğa tasvirlerini ve estetik kaygıları ön planda tutmuştur. "Sis" şiirinde bile, İstanbul'a duyduğu hayal kırıklığı ve karamsarlık, şairin kendi ruh halinin bir yansımasıdır. Mehmet Akif Ersoy ise, "Safahat" adlı eserinde baştan sona toplumsal sorunlara, İslam dünyasının içinde bulunduğu duruma, yoksulluğa, cehalete ve ahlaki çöküntüye odaklanmıştır. Onun şiirleri, toplumu uyandırma, eğitme ve yönlendirme amacı taşır. Bu nedenle, Fikret'in bireysel, Akif'in ise toplumsal temaları işlediği yargısı oldukça isabetlidir.
Bu yargı kesinlikle yanlıştır. Tevfik Fikret, Servet-i Fünun döneminin "sanat için sanat" anlayışını, ağır ve süslü dilini, bireysel temalarını benimsemiştir. Mehmet Akif Ersoy ise bu anlayışa tamamen karşıt bir duruş sergileyerek "toplum için sanat" ilkesini benimsemiş, daha sade bir dil kullanmış ve toplumsal gerçekçiliğe önem vermiştir. İki şairin sanat anlayışları taban tabana zıttır.
Bu yargı da yanlıştır. Tevfik Fikret, Servet-i Fünun döneminin tipik özelliği olan ağır, Arapça ve Farsça kelimelerle yüklü, sanatlı bir dil kullanmıştır. Dilde sadeleşmeyi savunmamıştır. Mehmet Akif Ersoy'un dili, Fikret'e göre daha sade ve halkın konuşma diline yakındır; ancak o da dönemin aydın kesiminin kullandığı Arapça ve Farsça kelimeleri içeren bir dil kullanmıştır. Tam anlamıyla bir "sadeleşme" hareketi içinde yer almamıştır. Dolayısıyla, "her ikisi de" ifadesi bu seçeneği yanlış kılar.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, Tevfik Fikret'in bireysel duyarlılıkları ve estetik kaygıları ön planda tuttuğu, Mehmet Akif Ersoy'un ise toplumsal sorunlara ve didaktik amaçlara odaklandığı sonucuna varabiliriz. Bu da B seçeneğini doğru kılar.
Cevap B seçeneğidir.