Tasavvufi düşüncenin oluşum süreci, çeşitli içsel ve dışsal faktörlerin etkisiyle şekillenmiştir. Bu faktörleri adım adım inceleyelim:
A) Toplumda artan dünya malı hırsı ve lüks yaşama karşı bir tepki olarak zühd hareketlerinin yaygınlaşması: İslam toplumlarında, özellikle fetihlerle birlikte zenginliğin artması ve bazı kesimlerde dünya nimetlerine aşırı düşkünlüğün yaygınlaşması, birçok mümini manevi bir arayışa itmiştir. Bu durum, dünya zevklerinden yüz çevirme ve sade bir yaşam sürme anlamına gelen zühd hareketlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu ifade doğrudur.
B) Kur'an-ı Kerim'in ve Hz. Peygamber'in sünnetinin derin manalarına inme, Allah'a yakınlaşma ve manevi arınma çabası: Tasavvufun temelinde, Kur'an ve Sünnet'in zahiri anlamlarının ötesindeki batıni (derin) manaları anlama, Allah'a karşı duyulan sevgi ve saygıyı en üst seviyede yaşama, nefsi terbiye ederek kalbi arındırma gibi içsel bir motivasyon yatar. Bu ifade doğrudur.
C) İslam coğrafyasının genişlemesiyle birlikte farklı inanç ve kültürlerle (örneğin Hristiyanlık, Budizm, Hint felsefesi) etkileşim: İslam fetihleri sonucunda Müslümanlar, farklı medeniyet ve inanç sistemleriyle karşılaşmışlardır. Hristiyan mistisizmi, Yeni Platonculuk, Budizm ve Hint felsefesi gibi düşünce akımları, İslam düşünürlerini etkilemiş ve tasavvufun bazı kavram ve pratiklerinin şekillenmesinde dolaylı veya dolaysız katkıda bulunmuştur. Bu ifade doğrudur.
D) Emeviler ve Abbasiler dönemlerindeki siyasi çalkantılar, sosyal adaletsizlikler ve ahlaki yozlaşmaların insanları manevi bir liman aramaya sevk etmesi: Erken İslam dönemlerinde yaşanan siyasi istikrarsızlıklar, iktidar mücadeleleri, sosyal adaletsizlikler ve bazı yöneticilerin ahlaki zaafları, insanları dünya işlerinden uzaklaşarak manevi huzur ve sükûnet bulacakları bir alana yöneltmiştir. Tasavvuf, bu dönemde birçok kişi için bir teselli ve arınma yolu olmuştur. Bu ifade doğrudur.
E) Tasavvufun, İslam toplumunda rasyonel düşünceyi ve ilmi faaliyetleri tamamen ortadan kaldırarak akılcı yaklaşımların dışlanmasını sağlaması: Bu ifade yanlıştır. Tasavvuf, manevi ve batıni bilgiye vurgu yapsa da, İslam medeniyetinde rasyonel düşünceyi ve ilmi faaliyetleri tamamen ortadan kaldırmamıştır. Aksine, birçok mutasavvıf aynı zamanda önemli birer âlim, filozof veya bilim insanı olmuştur. Örneğin, İbn Sina, Farabi gibi filozoflar veya Biruni gibi bilim insanları tasavvufi eğilimlere sahip olabilmiş veya tasavvuf ile ilmi çalışmaları bir arada yürütmüşlerdir. Tasavvuf, akıl ve bilimi dışlamak yerine, onlara kalbin ve ruhun derinliklerinden gelen sezgisel bilgiyi eklemeyi hedeflemiştir.
Bu nedenle, yanlış olan ifade E şıkkıdır.