Günümüzde sıkça duyduğumuz iki kavram: ehliyet ve liyakat. Peki, bu iki kavram arasındaki farkı biliyor muyuz? Özellikle iş hayatında, kamu görevlerinde ve hatta günlük ilişkilerimizde karşımıza çıkan bu kavramlar, adaletli ve başarılı bir toplumun temel taşlarından.
Ehliyet, bir işi yapabilme yeterliliğine sahip olmak demektir. Yani, o iş için gerekli olan bilgi, beceri ve donanıma sahip olmaktır. Örneğin, araba kullanmak için ehliyet sınavını geçmek, o aracı kullanabilecek bilgiye ve beceriye sahip olduğunuzu gösterir.
Liyakat ise, bir göreve veya pozisyona, o görevi en iyi şekilde yerine getirebilecek niteliklere sahip olduğu için getirilmesidir. Yani, sadece bilgi ve beceriye sahip olmak değil, aynı zamanda dürüstlük, adalet, sorumluluk gibi ahlaki değerlere de sahip olmak anlamına gelir.
En temel fark, ehliyetin bir işi yapabilme yeterliliği, liyakatin ise o işi en iyi şekilde yapabilecek niteliklere sahip olmakla ilgilidir. Ehliyet, bir nevi giriş şartı iken, liyakat o işte başarılı olma potansiyelini ifade eder.
Adaletli ve başarılı bir toplum için hem ehliyet hem de liyakat vazgeçilmezdir. Sadece ehliyetli kişilerin görevlere getirilmesi, o işin en iyi şekilde yapılacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde, sadece ahlaki değerlere sahip ancak yeterli bilgi ve becerisi olmayan kişilerin görevlere getirilmesi de başarısızlığa yol açabilir.
Özetle, bir göreve talip olurken veya birini bir göreve atarken, hem o iş için gerekli olan bilgi ve becerilere (ehliyet), hem de o işi en iyi şekilde yapabilecek ahlaki değerlere ve yeteneklere (liyakat) sahip olup olmadığına dikkat etmeliyiz.