Enerjinin korunumu ilkesi, enerjinin yoktan var edilemeyeceğini ve var olan enerjinin de yok edilemeyeceğini söyler. Sadece bir türden başka bir türe dönüşebilir. Bu ilke, fizikteki en temel ve önemli yasalardan biridir.
Enerjinin korunumu ilkesi, fizik, kimya, biyoloji ve mühendislik gibi birçok alanda geçerlidir. İşte bazı örnekler:
Enerjinin korunumu ilkesi, evrenin her yerinde ve her zaman geçerli bir ilke olarak kabul edilir. Ancak bazı durumlarda, ilkenin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken noktalar vardır:
Einstein'ın genel görelilik teorisinde, evrenin genişlemesi gibi durumlarda, enerjinin korunumu ilkesinin yerel olarak geçerli olduğu, ancak evrenin tamamı için geçerli olmayabileceği durumlar ortaya çıkabilir. Evrenin genişlemesi sırasında ortaya çıkan "karanlık enerji" gibi kavramlar, bu konudaki tartışmaları tetiklemiştir.
Kuantum mekaniğinde, Heisenberg'in belirsizlik ilkesi nedeniyle, enerji ve zaman arasındaki belirsizlikler, kısa süreli enerji ihlallerine izin verebilir. Bu, "sanal parçacıklar" olarak bilinen olayın temelini oluşturur. Ancak bu ihlaller çok kısa süreli olduğu için, enerjinin korunumu ilkesi genel olarak geçerliliğini korur.
Kara deliklerin olay ufkunda, bilgi kaybı paradoksu gibi durumlar, enerjinin korunumu ilkesiyle ilgili bazı soruları gündeme getirmektedir. Kara deliklerin buharlaşması (Hawking radyasyonu) sırasında enerjinin nasıl korunduğu hala araştırılan bir konudur.
Özetle, enerjinin korunumu ilkesi, modern fiziğin temel taşlarından biridir. Her ne kadar bazı özel durumlarda ilkenin uygulanmasında zorluklar veya belirsizlikler olsa da, şu ana kadar yapılan tüm deneyler ve gözlemler, ilkenin genel geçerliliğini desteklemektedir.