Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı İmparatorluğu'nun hem doğuda hem de batıda en geniş sınırlarına ulaştığı altın çağdı. Bu dönemdeki en önemli batı seferlerinden biri, 1532 yılında gerçekleşen Almanya Seferi ve bunun sonucunda imzalanan İstanbul Antlaşması (1533)'dür. Bu antlaşma, Osmanlı-Avusturya ilişkilerinde yeni bir dönem başlatmış ve Orta Avrupa'daki güç dengesini kökten değiştirmiştir.
1526'da gerçekleşen Mohaç Muharebesi'nde Macaristan Krallığı'nın yıkılması ve Macar tahtının Osmanlı yanlısı Yanoş Zapolya'ya verilmesi, Avusturya Arşidükü I. Ferdinand'ı rahatsız etmişti. Ferdinand, Macar tahtında hak iddia ederek 1527-1528'de Macaristan'ın batı kısımlarını ele geçirdi. Bu durum, iki büyük gücü kaçınılmaz bir çatışmaya sürükledi.
Kanuni Sultan Süleyman, 25 Nisan 1532'de muhteşem bir orduyla İstanbul'dan hareket etti. Osmanlı ordusu, Güns Kalesi'ni kuşatsa da stratejik bir kararla doğrudan Viyana yerine Styria ve Karintiya bölgelerine yöneldi. Bu hareket, Avusturya kuvvetlerini şaşırttı ve Osmanlı ordusunun bölgede istediği gibi hareket etmesine olanak sağladı.
Sefer sırasında Osmanlı akıncıları Viyana yakınlarına kadar ulaştı ve büyük bir psikolojik üstünlük sağladı. Ancak Kanuni, kışın yaklaşması ve ikmal zorlukları nedeniyle Viyana'yı kuşatmaktan vazgeçerek geri dönüş emri verdi.
Almanya Seferi'nin ardından, 22 Temmuz 1533'te Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya Arşidüklüğü arasında İstanbul Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Osmanlı diplomasisinin en parlak başarılarından biri olarak kabul edilir.
İstanbul Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa siyasetindeki en üst noktaya ulaştığının göstergesiydi. Bu antlaşma ile:
Almanya Seferi ve İstanbul Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun 16. yüzyıldaki siyasi ve askeri gücünün doruk noktasını temsil eder. Bu antlaşma, Avrupa'da Osmanlı üstünlüğünü resmileştirmiş ve Kanuni döneminin en parlak diplomatik başarılarından biri olmuştur. Ancak bu barış dönemi kalıcı olmayacak, iki büyük güç daha sonraki yıllarda tekrar karşı karşıya gelecektir.