Andvaranaut'un hikayesi, ilk olarak cüce Andvari ile başlar. Andvari, altınları ve değerli eşyalarıyla ünlü bir cücedir. Sahip olduğu büyülü yüzük sayesinde, altınlarını durmaksızın çoğaltabilmektedir. Bir gün, kurnaz tanrı Loki, Andvari'yi yakalar ve tüm altınlarına el koyar. Andvari, elinde kalan son şey olan Andvaranaut'u da vermek zorunda kalır. İşte bu noktada, Andvari yüzüğe bir lanet okur: "Kim bu yüzüğe sahip olursa, o kişi asla huzur bulamayacak ve en sonunda ölecektir."
Andvaranaut, daha sonra Hreidmar'ın oğulları Fafnir ve Regin'e geçer. Hreidmar, tanrılar tarafından öldürülen oğlu için tazminat olarak altınları ister. Fafnir, altınları ve yüzüğü ele geçirir, hırsı yüzünden kardeşini bile öldürmeye kalkışır. Altınları korumak için bir ejderhaya dönüşür ve uzun yıllar boyunca hazinenin başında bekler.
Kahraman Sigurd, Regin tarafından Fafnir'i öldürmesi için görevlendirilir. Sigurd, ejderha Fafnir'i öldürür ve hazineyi ele geçirir. Ancak, Andvaranaut'un laneti Sigurd'u da etkilemeye başlar. Sigurd, Brunhild'e aşık olur, ancak daha sonra Gunnar için Brunhild'i elde etmesine yardım eder. Bu ihanet, Sigurd'un sonunu hazırlar.
Brunhild, Sigurd'un ihaneti yüzünden büyük bir acı çeker. Sigurd'u öldürür ve ardından kendini de öldürür. Andvaranaut'un laneti, bu aşk üçgeninde de etkisini gösterir ve herkesin trajik bir sona sürüklenmesine neden olur.
Andvaranaut'un laneti, Nibelungların hazinesiyle birlikte tüm Nibelung soyunu da etkiler. Hırs, kıskançlık ve ihanet, Nibelungların krallığının çöküşüne yol açar. Herkes, yüzüğün gücüne sahip olmak ister, ancak bu güç onları yalnızca yıkıma götürür.
Andvaranaut'un fısıltısı, İskandinav mitolojisinin en çarpıcı hikayelerinden biridir. Güç, hırs ve trajedinin iç içe geçtiği bu epik anlatı, insan doğasının karanlık yönlerini gözler önüne serer ve bize önemli dersler verir.