Yaşar Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde romanı, Çukurova'nın zorlu coğrafyasında pamuk tarlalarında çalışmak için köyünden ayrılan üç arkadaşın, İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali'nin hikayesini anlatır. Roman, bu üç arkadaşın hayatta kalma mücadelesini, doğayla ve insanlarla olan çatışmalarını, sömürüyü ve umut arayışlarını derinlemesine işler.
Bereketli Topraklar Üzerinde romanı, toprak ve insan arasındaki derin ilişkiyi ele alır. Toprak, hem yaşam kaynağı hem de sömürü aracı olarak işlenir. İşçiler, toprağı işleyerek hayatta kalmaya çalışırken, aynı zamanda toprak ağalarının sömürüsüne maruz kalırlar.
Roman, adalet arayışını temel bir tema olarak işler. İşçiler, maruz kaldıkları adaletsizliklere karşı seslerini yükseltmeye çalışırlar. Ancak, güç dengesizlikleri ve toplumsal baskılar nedeniyle adalet arayışları çoğu zaman sonuçsuz kalır.
Romanda, işçiler ve toprak ağaları arasındaki sınıf çatışması belirgin bir şekilde görülür. Toprak ağaları, işçilerin emeğini sömürerek zenginleşirken, işçiler yoksulluk içinde yaşamaya mahkum edilirler. Bu durum, toplumsal gerilimleri ve çatışmaları beraberinde getirir.
Roman, köyden kente göçün ve yabancılaşmanın insan üzerindeki etkilerini de ele alır. İşçiler, daha iyi bir yaşam umuduyla köylerinden ayrılırlar ancak Çukurova'da da umduklarını bulamazlar. Yabancı bir ortamda, kendi kültürlerinden uzaklaşarak yalnızlaşırlar.
Romanda, doğa ve insan arasındaki çatışma da önemli bir yer tutar. Çukurova'nın zorlu iklim koşulları, işçilerin yaşamını olumsuz etkiler. Aynı zamanda, insanların doğayı tahrip etmesi de romanın eleştirel bir bakış açısıyla işlediği konulardan biridir.