Vücudumuz, trilyonlarca hücreden oluşan ve sürekli çalışan devasa bir fabrika gibidir. Bu fabrikanın düzenli ve uyumlu çalışmasını sağlayan sistemlere denetleyici ve düzenleyici sistemler denir. Bu sistemler, vücudumuzun iç ve dış ortamında meydana gelen değişikliklere uyum sağlamasını ve homeostaziyi (iç dengeyi) korumasını sağlar.
Sinir sistemi, vücudun en hızlı iletişim ağıdır. Elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır ve saniyenin binde biri gibi kısa sürelerde yanıt verebilir.
Sinir sistemi, refleksler, istemli hareketler ve duyusal algı gibi hızlı tepkilerden sorumludur.
Endokrin sistem, hormon adı verilen kimyasal habercilerle çalışır. Sinir sistemine göre daha yavaş ancak daha uzun süreli etkilere sahiptir.
Denetleyici sistemler, geri bildirim mekanizmalarıyla çalışır. Bu mekanizmalar sayesinde sistemler kendi performanslarını izler ve gerektiğinde ayarlama yapar.
Vücutta en yaygın görülen kontrol mekanizmasıdır. Bir değişiklik tespit edildiğinde, bu değişikliği tersine çevirecek yanıtlar oluşturur.
Örnek: Kan şekeri yükseldiğinde pankreas insülin salgılar, insülin kan şekerini düşürür.
Nadir görülür ve bir süreci hızlandırıcı etki yapar. Doğum sırasında oksitosin hormonunun salınımı buna örnektir.
Sinir ve endokrin sistem birbirinden bağımsız çalışmaz. Aksine, sürekli iletişim halindedirler. Hipotalamus, bu iki sistem arasında köprü görevi görür.
Örnek: Stres anında sinir sistemi tehlikeyi algılar, hipotalamus hipofiz bezini uyarır, hipofiz bezi ACTH hormonu salgılar, ACTH böbreküstü bezlerini uyarır ve adrenalin salgılanır.
Denetleyici ve düzenleyici sistemler, vücudumuzun karmaşık ama mükemmel işleyen yönetim mekanizmalarıdır. Bu sistemler olmasaydı, vücudumuz değişen iç ve dış koşullara uyum sağlayamaz, hayatta kalamazdık.