"Şiir, benim için, insanın kendini aşmasıdır."
Fazıl Hüsnü Dağlarca, 26 Ağustos 1914'te İstanbul'da doğdu. Asker bir babanın oğlu olarak çeşitli şehirlerde eğitim gördü. Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirdikten sonra Harp Okulu'ndan mezun oldu ve 15 yıl subay olarak görev yaptı.
1950'de ordudan ayrılarak kendini tamamen edebiyata adadı. İstanbul'da Kitap kitabevini açtı ve Türkçe dergisini çıkardı. 1960-1964 yılları arasında Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.
Dağlarca, şiire olan tutkusunu şu sözlerle ifade ediyordu: "Benim için şiir, nefes almak gibi bir şeydir. Şiirsiz yaşayamam."
15 Ekim 2008'de İstanbul'da hayata veda eden Dağlarca, arkasında Türk edebiyatının en değerli hazinelerinden birini bırakmıştır.
Dağlarca'nın ilk şiir kitabı olan Havaya Çizilen Dünya, 1935 yılında yayımlandı. Bu eser, şairin henüz 21 yaşındayken kaleme aldığı şiirleri içerir ve onun edebi kimliğinin temellerini oluşturur.
Kitap, Dağlarca'nın sonraki eserlerinde de sıkça karşılaşacağımız temaların ilk izlerini taşır:
Dağlarca, bu ilk eserinde bile kendine özgü dil ve imgeleriyle dikkat çeker. Şiirlerinde, insanın evrendeki yerini, yaşamın anlamını ve ölüm gerçeğini derinlemesine irdeler.
"Gökler çekildi, bulutlar çekildi
Yalnız kaldı yapraklar
Yalnız kaldı rüzgâr
Ve yalnız kaldı ben
Yalnız kaldı yalnızlığım"
Fazıl Hüsnü Dağlarca, Türk edebiyatının en özgün ve üretken şairlerinden biri olarak kabul edilir. Şiirleriyle hem kendi kuşağını hem de sonraki kuşakları derinden etkilemiştir.
Dağlarca'nın şiir anlayışı, onu Türk edebiyatında "kendine özgü" bir yere taşımıştır. Ne tamamen geleneksel ne de tamamen modern olarak sınıflandırılabilen bu özgün duruş, onu Türk şiirinin kilometre taşlarından biri yapmıştır.
"Şiir, bütün esrarlı varlığımızı, aklımızı ve ruhumuzu, her şeyimizi avucunun içine alan, bizi bizden daha iyi bilen, bize bizden daha yakın bir şeydir."
Fazıl Hüsnü Dağlarca, yalnızca bir şair değil, aynı zamanda Türkçenin bir neferi, insanlığın sözcüsü ve evrenin şairidir. Havaya Çizilen Dünya ile başlayan bu büyük serüven, Türk edebiyatının en değerli hazinelerinden biridir.