Hâkimler Savcılar Kurulu (HSK), yargı bağımsızlığının teminatı olarak kabul edilen ve yargı mensuplarının özlük işlerini düzenleyen önemli bir organdır. Ancak, HSK'nın kararlarının yargısal denetimi meselesi, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hem de Türk hukuku açısından sürekli tartışma konusu olmuştur. Bu yazıda, HSK işlemlerinin yargısal denetiminin AİHS ve Türk hukuku bağlamındaki önemini ve sınırlarını inceleyeceğiz.
AİHS'nin 6. maddesi, herkesin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanma hakkını güvence altına alır. Bu madde, HSK'nın işlemlerinin de yargısal denetime tabi tutulması gerektiği yönündeki argümanların temelini oluşturur. Zira, bir yargı mensubunun kariyerini etkileyen HSK kararlarının, bağımsız bir mahkeme tarafından denetlenmemesi, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilir.
AİHM, çeşitli kararlarında, yargı mensuplarının atanması, terfisi veya görevden alınması gibi konularda HSK benzeri organların kararlarının yargısal denetiminin önemine vurgu yapmıştır. AİHM'e göre, bu tür kararların yargısal denetimi, yargı bağımsızlığının ve hukuk devletinin korunması için elzemdir. Ancak, AİHM, her türlü HSK kararının yargısal denetime tabi tutulması gerektiği yönünde mutlak bir görüş benimsememektedir. Denetimin kapsamı ve yoğunluğu, kararın niteliği ve etkileri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğunu belirtir. Ancak, aynı madde, yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin yerindeliği denetimi şeklinde kullanılamayacağını da hükme bağlar. Bu durum, HSK işlemlerinin yargısal denetiminin sınırlarını belirlemede önemli bir rol oynar.
HSK'nın yapısı ve işleyişi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Kurul, hem adli hem de idari yargı hâkim ve savcılarını kapsar ve üyelerinin bir kısmı yargı mensupları tarafından seçilirken, bir kısmı da TBMM tarafından belirlenir. Bu yapı, HSK'nın kararlarının yargısal denetiminin kapsamı ve sınırları konusunda farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Türk hukukunda, HSK'nın bazı kararlarına karşı yargı yolu açıkken, bazı kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır. Örneğin, HSK'nın disiplin cezalarına ilişkin kararlarına karşı yargı yolu açıkken, atama ve terfi gibi konulardaki kararlarına karşı yargı yolu genellikle kapalıdır. Ancak, bu durum, AİHS'nin 6. maddesi ve AİHM kararları ışığında sürekli olarak tartışılmakta ve yeniden değerlendirilmektedir.
Hâkimler Savcılar Kurulu'nun işlemlerinde yargısal denetim ilkesi, hem AİHS hem de Türk hukuku açısından önemli bir konudur. Yargı bağımsızlığının ve hukuk devletinin korunması için HSK kararlarının yargısal denetimi, belirli sınırlar çerçevesinde sağlanmalıdır. Bu denetimin kapsamı ve yoğunluğu, kararın niteliği ve etkileri dikkate alınarak belirlenmeli ve yargı bağımsızlığı ilkesi zedelenmemelidir.