Hephaistos'un doğumu, diğer tanrıların doğum hikayelerinden farklıdır. Genellikle Zeus ve Hera'nın oğlu olarak kabul edilse de, bazı mitlere göre Hera, Zeus'un tek başına Athena'yı doğurmasına misilleme olarak Hephaistos'u tek başına doğurmuştur. Ancak, Hephaistos'un çirkin ve sakat doğması üzerine Hera, onu Olimpos'tan aşağı atmıştır. Bu düşüş, Hephaistos'un sakat kalmasına neden olmuştur.
Hephaistos, demircilik, metal işleme, marangozluk ve heykeltıraşlık tanrısıdır. Atölyesi, genellikle yanardağların altında veya aktif volkanik bölgelerde bulunur. Burada, Kikloplar gibi yardımcılarıyla birlikte çalışarak tanrılar ve kahramanlar için eşsiz eserler yaratır.
Hephaistos'un aşk hayatı da karmaşıktır. Afrodit ile evli olmasına rağmen, Afrodit sık sık Ares ile ilişki yaşamıştır. Hephaistos, bu ihaneti öğrenince, Afrodit ve Ares'i yakalamak için görünmez bir ağ yapar ve onları tüm tanrıların önünde utandırır.
Hephaistos, fiziksel kusurlarına rağmen zekası, yeteneği ve çalışkanlığı ile öne çıkar. Dışlanmışlığına rağmen tanrılar arasında saygı gören bir figürdür. Hephaistos, azmin, yaratıcılığın ve kusurların üstesinden gelmenin sembolüdür.
Hephaistos'a adanan tapınaklar genellikle sanayi merkezlerinde ve volkanik bölgelerde bulunurdu. Atina'daki Hephaistos Tapınağı (Theseion), günümüze kadar ulaşan en iyi korunmuş antik Yunan tapınaklarından biridir. Hephaistos onuruna düzenlenen festivallerde, zanaatkarlık ve ateş kültü ön plana çıkardı.
Hephaistos, Antik Yunan mitolojisinin en ilgi çekici karakterlerinden biridir. Hem tanrıların en yetenekli zanaatkarı hem de dışlanmış bir figür olarak, insan doğasının karmaşıklığını ve çelişkilerini yansıtır. Hephaistos'un hikayesi, fiziksel görünümün ötesinde, yeteneklerin ve azmin önemini vurgular.