Hısımlık, evlilik veya evlat edinme yoluyla kurulan, kan bağı olmayan akrabalık ilişkisidir. Bu ilişki, kişilerin birbirlerine karşı hukuki yükümlülükler taşımasına neden olur. Miras hukukunda da hısımlık dereceleri büyük önem taşır; çünkü mirasın kimlere kalacağını belirleyen temel unsurlardan biridir.
Miras hukukunda hısımlık dereceleri, mirasçıların belirlenmesinde ve miras paylarının hesaplanmasında dikkate alınır. Türk Medeni Kanunu'na göre, mirasçılar zümre sistemi içerisinde değerlendirilir ve hısımlık derecesi bu zümrelerin belirlenmesinde etkilidir.
Kan hısımlığı, kişilerin ortak bir atadan gelmesiyle oluşan akrabalık bağıdır. Miras hukukunda kan hısımlığının önemi büyüktür ve dereceleri şu şekilde belirlenir:
Kayın hısımlığı, evlilik yoluyla eşlerden birinin akrabaları ile diğer eş arasında kurulan ilişkidir. Kayın hısımlığı, evliliğin sona ermesiyle birlikte genellikle ortadan kalkar. Ancak, bazı durumlarda miras hukukunda etkili olabilir.
Evlatlık ilişkisi, evlat edinen ile evlatlık arasında kurulan hukuki bir bağdır. Evlatlık, evlat edinenin mirasçısı olur ve kanuni mirasçıları gibi haklara sahiptir. Ancak, evlatlığın kendi öz ailesiyle olan miras ilişkisi de devam eder.
Mirasın paylaşımı, miras bırakanın vasiyeti yoksa kanuni mirasçılar arasında hısımlık derecelerine göre yapılır. Birinci zümre mirasçılar (altsoy) hayatta ise, ikinci ve üçüncü zümre mirasçılara miras kalmaz. Eğer birinci zümre mirasçı yoksa, ikinci zümre mirasçılar (anne, baba ve kardeşler) mirası paylaşır. Bu durum, hısımlık derecelerinin miras hukukundaki önemini açıkça gösterir.