İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerden ikisi, akıl ve irade sahibi olmasıdır. Bu iki yeti, aynı zamanda onun sorumluluk sahibi bir varlık olmasının da temel dayanağını oluşturur. Bu yazıda, insanın neden sorumlu olduğunu akıl ve irade bağlamında ele alacağız.
Akıl, insana olayları anlama, neden-sonuç ilişkileri kurma, doğru ile yanlışı ayırt etme ve eylemlerinin olası sonuçlarını öngörme kapasitesi verir. Bu yeti olmadan sorumluluktan söz etmek mümkün değildir.
İrade, insanın kendi tercihleri doğrultusunda hareket edebilme özgürlüğüdür. Dışarıdan zorlanmadan, kendi isteğiyle karar verebilmesi, onu eylemlerinin tek sahibi yapar.
Sorumluluk, akıl ve iradenin birleşiminden doğar. Bir kişi ancak şu durumlarda sorumlu tutulabilir:
Örneğin, bir çocuk veya akli dengesi yerinde olmayan bir birey, eylemlerinden tam olarak sorumlu tutulamaz çünkü ya akıl ya da irade yetisi tam olarak gelişmemiş veya zarar görmüştür.
İnsanın kendi eylemlerine, gelişimine ve kararlarına sahip çıkmasıdır. "Kendi ayakları üzerinde durabilme"nin temelidir.
Bireyin içinde yaşadığı topluma karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu görev ve beklentilerdir. Başkalarının haklarına saygı göstermeyi ve toplumun refahına katkıda bulunmayı içerir.
İnsanın doğaya, çevreye ve tüm insanlığa karşı hissettiği ahlaki yükümlülüktür. Sürdürülebilir bir dünya için gereklidir.
İnsan, sahip olduğu akıl ile eylemlerini anlayıp değerlendirebilen, iradesi ile de bu eylemleri özgürce seçebilen bir varlıktır. Bu iki yeti, onu hem birey hem de toplum içinde "sorumlu" kılan en temel özelliklerdir. Sorumluluk, insan olmanın bir gereği ve aynı zamanda onun en insani vasfıdır.