Hukuk davalarında bir iddiayı ileri süren tarafın, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olmasına ispat yükümlülüğü denir. Bu yükümlülük, davanın seyrini ve sonucunu doğrudan etkileyen temel bir prensiptir. İspat yükümlülüğü, Medeni Kanun'un 6. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi gibi yasal düzenlemelerle belirlenmiştir.
Uzman mütalaası, bir konuda uzmanlığı bulunan kişinin, o konuyla ilgili görüşlerini içeren yazılı veya sözlü açıklamasıdır. Bilirkişi raporları ise mahkeme tarafından atanan bilirkişilerin, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda hazırladıkları raporlardır. Her iki durumda da amaç, mahkemeye delil sunarak karar vermesine yardımcı olmaktır.
Bilirkişi raporları, ispat yükümlülüğünü doğrudan etkileyebilir. Özellikle teknik veya özel bilgi gerektiren konularda, bilirkişi raporu davanın seyrini değiştirebilir. Ancak, bilirkişi raporunun bağlayıcı olmadığını ve mahkemenin serbestçe değerlendireceğini unutmamak gerekir.
Taraflar, bilirkişi raporuna itiraz edebilirler. İtirazlar, raporun içeriği, yöntemi veya bilirkişinin tarafsızlığı gibi nedenlere dayanabilir. İtiraz üzerine mahkeme, ek rapor isteyebilir veya yeni bir bilirkişi atayabilir.
Bir inşaat davasında, binanın yapımındaki kusurlar nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Mahkeme, bu konuda bir bilirkişi atar. Bilirkişi raporunda, binada gerçekten de kusurlar olduğu ve bu kusurların davacının zarar görmesine neden olduğu tespit edilirse, davacının ispat yükümlülüğü büyük ölçüde yerine getirilmiş olur. Ancak, davalı taraf bilirkişi raporuna itiraz edebilir ve mahkeme, tüm delilleri değerlendirerek bir karar verir.